|

%
47 OYLA « BEN BU ÜLKEDE HER ŞEYİ YAPARIM DEVRİ
BAŞLATILDI»
°
«Haksızlıklar ve adaletsizlikler karşısında
susanları, vatanı savunmasız bırakanları
ve dışa bağımlı basiretsiz yöneticileri»
uyarmayanlar, «ülke topraklarını yabancılara peşkeş
çekenler karşısında» sessiz kalanlar, onurlu yaşamanın
ve vatandaş olmanın göstergesi olamazlar.
° AKP'liler ve destekçileri Peygamberimizin (S.A.) «Ümmetim;
emaneti ganimet, sadakayı mecburi kabul etmediği sürece
hayırlı yoldadır.» (1) sözüne uygun hareket
edip etmediklerini gözden geçirmelidirler.
° Seçim yatırımı için sadaka olarak dağıttıkları
kalitesiz kömürlerle vatandaşlarımızın
zehirlenerek ölümlerine sebep olanlar bu vebalden ve
sorumluluklardan asla kurtulamayacaklardır. Neden onları
da kaloriferli evlerde yaşatmayı, gemi ve iş
sahibi yapmayı akıllarından geçirmediler ?
° Siz neymişsiniz dedirttirecek AKP'nin varlık resmi
aşağıdaki anlatılanlarla sınırlı
değil... Türkiye'nin itibarını içte ve dışta
zedeleyen hatta sarsan bu eylem ve davranışların
hukuki açıdan ele alınıp sorgulanması veya
yargılanması gerekmektedir !
Recep
Tayyip ERDOĞAN'ın 11 Ocak 2008 cuma günü
televizyonlardan ifade etttiği : « Bugüne kadar
milletimize hayal kırıklığı yaşatmadık
! » sözü beni hayal kırıklığına uğrattı...
Öyle inanıyorum ki bu söz sizi de hayal kırıklığına
uğratacak!
Bu sözle insan ister istemez şöyle geriye bakma ihtiyacı
hissediyor... Ya da ortaya atılan gizli emellerle yüklü,
gereksiz, sakıncalı projeleri ortaya atanların
hazin hallerini bir bir anlatarak gerçekleri haykırmak geçiyor
içimizden!
° AKP'nin Ankara'nın içini boşaltma veya Atatürk'e
karşı olma anlamına gelen ve Büyük Birlik
Partisi Genel Sekreteri Yalçın Topçu'nun da Merkez Bankası'nın
İstanbul'a taşınması fikrinin iktidarın
«keyfi bir uygulaması» olduğunu ifade ettiği
Merkez Bankası'nı İstanbul'a taşıma
isteği millete hayal kırıklığı yaşatmaktan
başka bir şey olabilir mi ?
KIBRIS
TASFİYE EDİLMEYE ÇALIŞILIYOR !
°
30 Temmuz 2005 tarihli : «Erdoğan-Gül ikilisi tüm siyasi
partiler ve örgütler tarafından aylardır yapılan
uyarıları dinlemediler, Rum Yönetimi'ni tüm Kıbrıs'ın
tek meşru hükümeti olarak fiili tanıma anlamına
gelen Gümrük Birliği Ek Protokolünü dün akşam
imzaladılar. Böylece KKTC'nin mezarını kazarak
bir asırdır süren onurlu Kıbrıs davasını
çökertecek son adımı attılar.» (Kıbrıs
Volkan Gazetesi) haberi.
° 07.08.2005 tarihli : «Annan Planı petrol paylaşım
planıdır... Kıbrıs ile Mısır arasında,
Ada'dan 50 deniz mili uzaklıkta ve denizin yaklaşık
2 kilometre altında zengin petrol yatakları tespit
edildiği yönündeki iddialar ciddi olarak araştırılmalıdır.
Girne-İskenderun arasında zengin petrol yatakları
olduğuna inanıyorum. Kıbrıs'ı çevreleyen
sularda toplam 400 milyar dolar değerinde, 6.8 milyar varil
petrol bulunduğu iddiaları Kıbrıs'la ilgili
gelişmelerle örtüşüyor.» (Kıbrıs Volkan
Gazetesi) haberi.
° 30 Eylül 2006 tarihli : «Serdar Denktaş yine AKP'yi suçladı...
KKTC Eski Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri
eski Bakanı Serdar Denktaş, Kuzey Kıbrıs'taki
hükümet değişikliği konusunda bir kez daha
AKP'yi suçladı.» (Milliyet Gazetesi) haberi.
° 02.10.2006 tarihli : Vural : «AKP'nin KKTC'yi tafsiye etme
amacında olduğunu ifade etti. MHP Genel Başkan
Yardımcısı Vural ; "AKP, milletin gözünden
kaçırarak, Kıbrıs Rumlarını tanımak
için oyunlar oynamaya devam etmektedir. Bu oyunun amacı
KKTC'yi tafsiye etmektir"(Yeniçağ Gazetesi) haberi.
AKP
YURT DIŞINDAKİ İŞÇİLERİMİZİ
DE UNUTTU!
°
Kendi halleriyle baş başa bırakılan yurtdışındaki
vatandaşlarımız da endişe ile gelişmeleri
takip ediyorlar.
Anayasamızın « Yabancı ülkelerde çalışan
Türk vatandaşları » başlıklı : «MADDE
62 - Devlet, yabancı ülkelerde çalışan Türk
vatandaşlarının aile birliğinin, çocuklarının
eğitiminin, kültürel ihtiyaçlarının ve sosyal
güvenliklerinin sağlanması, anavatanla bağlarının
korunması ve yurda dönüşlerinde yardımcı
olunması için gereken tedbirleri alır.» şeklindeki
hükmü hiç uygulanmıyor.
Yurt dışında yabancı işçilere «sizi
ezeceğim» deme cüretinde bulunan yöneticilere karşı
mahkemelerin gerekli kararları almadığına
dair duyumlarımız bizi endişeye sevk ediyor...
AKP yönetimi başka işlerle uğraşarak ilgili
Anayasa hükmünü uygulama yönünde hiçbir hareket göstermemektedir.
Aldığımız haberlere göre deliller ve
belgelerine rağmen vatandaşlarımız yalnız
ve savunmasız bırakılmalarından kaynaklanan
insan hakları ihlalleriyle dolu bir çok mahkeme kararlarıyla
karşı karşıyadır.
AKP yanlısı büyükelçilerin ve konsolosların
vatandaşlarımızla ilgilendiklerine dair tek bir
duyumumuz bulunmamaktadır.
° Halbuki Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün geçen
hafta yaptığı Washington ziyareti sırasında
eşi Hayrünnisa Gül'ün Cafe Milano restoranında yediği
yemek Türk garson Kerem Çelik'i işinden etti. Cafe
Milano'nun mönüsündeki beş çeşit tatlının
tamamında alkollü içki kullanılması nedeniyle
Hayrünnisa Gül için şef tarafından özel bir tatlı
yapılmıştı. Yemekler 500 dolar tutmuş,
Gül, hesabın faturaya yüzde 20 bahşiş ilave
edilerek Türkiye Washington Büyükelçiliği'ne gönderilmesini
istemişti.
Bu haberlerin basına sızmasından mesaisi öğlen
bitmesine karşın heyete akşam geç saatlere kadar
hizmet eden Türk garson Kerem Çelik sorumlu tutuldu. Ve işten
attırıldı... (Radikal Gazetesi, 16 Ocak 2008)
Şimdi size soruyorum. Bir Cumhurbaşkanı eşinin
bir lokantada yediği yemeğin parasını Türk
Büyük Elçiliğine ödetme yetkisi var mı ?
Eğer yoksa hukuki girişimlerde bulunuldu mu? Türk Büyük
Elçiliğinin bu yöndeki tavrı nedir?
Yurt dışında yaşayan işçilerimize haklı
oldukları davalarını kazanmaları için
ilgili Anayasa hükmü gereğince gerekli hukuki yardım
yapıp yapmadıklarını bize açıklayabilirler
mi?
TARIM
ÇÖKERTİLDİ... TARIMDA DIŞA BAĞLI DÖNEM BAŞLIYOR!
°
Tek bir fabrika kurmayan, baraj inşa etmeyen, dışa
bağımlı, yeraltı zenginliklerini devlet
politikası olarak değerlendirmeyi aklından geçirmeyen
AKP yöneticileri gelecekte nasıl anılacaklar ?
° Rahşan Ecevit: Türkiye satılıyor! Eski Başbakanlardan
Bülent Ecevit'in eşi Rahşan Ecevit, «Türkiye satılıyor,
Türkler nerede» başlığıyla yaptığı
yazılı açıklamada, yabancılara toprak satışını
eleştirdi. Ecevit, yabancılara satışı
yapılan toprakların 'elçilik statüsünde olduğunu
ileri sürdü. Amerika'da yaşayan Yahudilerin, Filistin
topraklarında yan yana parçalar halinde toprak satın
aldıklarını belirten Ecevit, «Bu topraklar
istedikleri büyüklüğe ulaşınca Burası
İsrail'dir» dediler. Bugün benzer bir durum Türkiye için
söz konusu" dedi. (Sabah Gazetesi, 15.05.2005)
°
AKP döneminde 400 bin kilometrekarelik alan için yabancılara
maden arama ruhsatı verilmesi.
° AKP hükümetleri döneminde stratejik yer olup olmadığına
bakılmaksızın yabancılara Türkiye'den 24
milyon 79 bin 957 metrekarelik taşınmazın satılması.
° 1 milyon 312 bin kişiye tarımı terk ettirme yönünde
uygulanan dışa bağlı yanlış
politika!
° Fenerbahçe Burnu'ndaki 12 trilyonluk arsanın AKP hükümeti
döneminde alınan Bakanlar Kurulu kararıyla Papazlar
Topluluğu Assompsion Tarikatı'na verilmesi konusu.
° 2003 - 2006 yılları arasında AKP hükümetinin
yanlış ve etkisiz dış politikaları
sebebiyle sözde Ermeni soykırım iddialarıyla
ilgili karar alan parlamento sayısının 10'a yükselmesi.
° AKP hükümeti döneminde yürürlüğe giren 5 bin 179
sayılı Gıda Kanunu ve 3 bin 285 sayılı
Hayvan Sağlığı Zabıtası Kanunu ile
at etinin et ürünleri kapsamında büyükbaş hayvan sınıfına
dahil edilmesi.
Şimdi bizde hayal kırıklığı
yaratan olaylardan bir kısmını daha sıralayalım...
AKP döneminde Milli Eğitimin tartışmalı
hale getirilişinden, sağlık sistemimizin acıklı
hallerine kadar bir çok konuda çürümüşlüğü görmemek
veya farketmemek ise ayrı bir konu… Yani başlı
başına bir başka skandal...
° 09 Temmuz 2004 tarihli «Pir Sultan Abdal Kültür Derneği,
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan hakkında, Birlik
Vakfı'nda yaptığı konuşmada, Türk Ceza
Kanunu'nun (TCK) 312. maddesini ihlal ettiği iddiasıyla
suç duyurusunda bulundu.» (Kent Haber) haberi.
° 29 Nisan 2005 tarihli «PETROL CİNAYETLERİ : Hazırlanan
Petrol Yasa Tasarısı tartışma yaratırken,
petrol efsaneleri de resmileşti. İddiaya göre Türkiye'de
petrol cinayetleri işlendi. Bölgede petrol arayan 6 mühendis
ve araştırmacının cesetleri Cudi Dağı'nda
bulundu.» (Tempo Dergisi) haberi.
° 14 Temmuz 2005 tarihli «Türk Tabipleri Birliği Merkez
Konseyi'nin hekimlere yönelik halkı kışkırtan,
hekimlere ve sağlık çalışanlarına saldırıları
tahrik eden Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan
ve Sağlık Bakanı Sayın Recep Akdağ hakkında
suç duyurusunda bulunduğu 14 Temmuz 2005 tarihli basın
toplantısında paylaşılan Ankara Cumhuriyet
Başsavcılığı'na hitaben yazılmış
metni» (Türk Tabipleri Birliği) haberi.
° 17 Ağustos 2005 tarihli «Hür Parti Genel Başkanı
Yaşar Okuyan, terör örgütü PKK'yla devleti masaya
oturtma girişiminin yolunu açmakla suçladığı
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan hakkında, Yargıtay
Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç
duyurusunda bulundu.»
(TV 8) haberi.
° 29 Kasım 2005 tarihli «Tarım Çöktü» (Özgür
Kocaeli Gazetesi) haberi.
° 27 Aralık 2005 tarihli «DSP İzmir İl Başkanlığı,
Başbakan Erdoğan hakkında, «İzmir'de söylediği
sözlerin, İzmir halkının manevi şahsiyetine
hakaret etmek anlamını taşıdığını»
iddia ederek, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'na
suç duyurusunda bulundu.» (Anadolu Ajansı) haberi.
° 02 Haziran 2006 tarihinde gazetelere yansıyan «AK
Partili bazı belediyelerden peş peşe gelen
yolsuzluk haberlerinin en ilginci Isparta'dan geldi.» (Haber
53)
Ne önlemler aldınız? Ne gibi işlemler yaptınız?
YOZLAŞTIRILMAYAN
NEYİMİZ KALDI?
°
AKP yönetimi hizmet dışı konularla bizi
oyalarken aile yapısı gibi, benzeri bir çok kurum
çöküyor! Okullarda eğitim yerine olaylar ön plana çıkmaya
başladı...
° Öğrencilerimizin enerjilerinin kontrol altına alınamamasındaki
sorumlulukları kim üstlenecek?
°
23 Mart 2004 tarihli : «Yuvada dehşet, Küçükyalı'daki
çocuk yuvasında, iki kardeşe koğuş annesi işkence
yaptı, diğer çocuklar dayak attı, koğuş
abisi de tecavüze kalkıştı» (Sabah Gazetesi)
haberi.
° 15 Nisan 2005 tarihli : «Kız meselesi okul karıştırdı...
Diyarbakır'da iki lisenin öğrencileri arasında kız
meselesi nedeniyle çıkan bıçaklı kavgada, 7 öğrenci
yaralandı.» haberi.
° 20 Haziran 2005 tarihli : «Kaçırdıkları
anaokulu öğretmenine tecavüz edip canice öldüren
tinercilerden dördü, yeni TCK ile artık özgür... »
(Vatan Gazetesi) haberi.
° 14 Temmuz 2005 tarihli : «Türk Tabipleri Birliği, yaptıkları
konuşmalarla halkı hekimlere karşı kışkırttıkları
gerekçesiyle Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan
ve Sağlık Bakanı Sayın Prof.Dr.Recep Akdağ
hakkında suç duyurusunda bulundu.» (İstanbul Tabip
Odası) haberi.
° 15 Ağustos 2005 tarihli : «Trende kapkaç dehşeti...
Kumkapı Tren İstasyonu'nda bir kadın, çantası
alındıktan sonra trenden atıldı. » (Mynet
Haber) haberi.
° 28 Nisan 2006 : «Adliyeye eşek eti yedirmişler!
Ankara Adliye Sarayı'na at ve eşek eti satan firma
yetkilileri tutuklandı !» (Haber 3) haberi.
° 30 Mayıs 2006 tarihli : «Savcının hükümete
isyanı! Roche dahil ilaç yolsuzluklarını soruşturan
İstanbul Cumhuriyet savcısı Nazmi Okumuş hükümete
isyan etti.. Milyar dolarları bulan ilaç alımı
yolsuzluğunu soruşturan Savcı Nazmi Okumuş
isyan etti : Bakanlıklar kendi davalarını takip
etmiyor. Olay sanki örtbas edilmek isteniyor, şüpheliler
adeta ödüllendiriliyor. (Sabah Gazetesi )
° 27 Haziran 2006 tarihli «Hamile eşini boğarak öldürdü»
(Takvim Gazetesi) haberi.
° 29.06.2006 tarihli : Bakan Akdağ'a suç duyurusu... Sağlık
ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) ile Çağdaş
Hukukçular Derneği (ÇHD) İzmir Şubesi üyeleri,
21 aylık Kaan Demirci'nin immün yetmezlik (bağışıklık
sistemi yetersizliği) tanısı ile tedavi görürken
ilaç bulunamadığı için hayatını
kaybettiğini belirterek, sorumlu tuttukları Sağlık
Bakanı Recep Akdağ ve bakanlık görevlileri hakkında,
"Görevi kötüye kullanma" iddiasıyla suç
duyurusunda bulundu. (Vatan Gazetesi) haberi.
° 26 Temmuz 2006 tarihli : «Hastanede ihmalden ölüme 3 yıl...
Kayseri'nin Yahyalı ilçesinde kimsesiz yaşlı bir
adamın hastane odasında unutulması ve 2 gün
sonra ölü bulunması olayıyla ilgili olarak 4 sağlık
çalışanı hakkında açılan kamu davası
başladı.» (Haber 7) haberi.
° 02 Ekim 2006 tarihli : « Geçtiğimiz günlerde
Zonguldak'ta küçük bir yavrumuzu anestezi gazlarının
ters bağlanması sonucu kaybettik. Bu durumun ortaya çıkmasından
Sağlık Bakanı Recep Akdağ sorumludur ve basına
yaptığı «Olur böyle vakalar» kabilinden
talihsiz açıklaması da onu bu sorumluluktan
kurtaramaz.» (Prof. Dr. Mehmet Neşşar, Cumhuriyet
Halk Partisi, Denizli Milletvekili)
° 02 Ekim 2006 tarihli «Hatay'ın İskenderun ilçesinde
bir öğretmenin, öğrencisini kaçırdığı
iddia edildi.» haberi.
° 03 Ekim 2006 tarihli «İşitme engelliler okulunda
öğrenciye tecavüz» haberi.
° 12 Ekim 2006 tarihli «Kayseri'deki kız yetiştirme
yurdundan kaçan genç kız Ankara'da tecavüze uğradı.
» (Hürriyet Gazetesi) haberi.
° 25 Kasım 2006 tarihli «Şişli Etfal
Hastanesi'nde sahte doktor skandalı» (Medimagazin) haberi
° 25.11.2006 tarihli : «Acar İstanbul... 1 milyon ağaç
gitti... Beykoz'da 2 bin 290 dönüm ormanlık arazi üzerine
kurulacak olan Acaristanbul için bugüne kadar yaklaşık
1 milyon adet ağaç kesildi, daha milyonlarca ağaç
kesilecek....Yargı kararları uygulanmıyor...»
(Milliyet Gazetesi) gazetesi.
° 07 Mart 2007 tarihli : «Lise öğrencisi bıçaklanarak
öldürüldü... YALOVA'da 16 yaşındaki lise öğrencisi
Fehim Tezcan, deniz kenarındaki parkta kayalıkların
üzerinde bıçaklanarak öldürülmüş halde bulundu.
Liseli gencin cep telefonunu incelemeye alan polis, soruşturma
başlattı.» (Hürriyet Gazetesi) haberi.
° 14 Mart 2007 tarihli : «Acaristanbul dosyası kelle uçurdu...
Ergül, Acaristanbul dosyasına ret oyu kullanan Fen
İşleri Müdürü Sefa Tüzemen'e gönderdiği
resmi yazıyla görevden aldı....» (Dost Beykoz)
haberi.
° 14 Mart 2007 tarihli : «Takdirnameli öğrencinin sır
ölümü ... KOCAELİ'nin Gebze İlçesi'ne bağlı
Tavşancıl Beldesi'nde, 2 gün önce ortadan kaybolan
17 yaşındaki Mustafa Haluk Zeyrek'in, eski bir ilköğretim
okulunun merdiven boşluğuna iple asılı
cesedi bulundu. Zeyrek'in intihar ettiği üzerinde
durulurken, okulun duvarlarında da cinsel içerikli duvar
resimleri ile "İsa bizi korusun" yazısı
ve büyük bir haç resmedildiği görüldü. » (Hürriyet
Gazetesi) haberi.
° 13 Nisan 2007 tarihinde «Lisede seks kasedi skandalı»
(Milliyet Gazetesi) haberi
° 26 Nisan 2007 tarihli «Liseli kızlar tuvalette
birbirine girdi» haberi.
° 15 Mayıs 2007 tarihli «Milli Eğitim skandalları
bir türlü bitmiyor» haberi (Olay Haber)
SİYASETTE
ŞİDDET
°
Öfke, baskı, yıldırma, gözdağı,
tehdit, yolsuzluk ve bencillik asla devlet politikası
olamaz.
° Peygamberimizin (S.A.) : «Merhametli; sadece kendisine karşı
merhametli olan değildir. Merhametli hem kendisine hem de
başkalarına karşı merhametli olandır.»
(2) Kendi çocuklarını mal, mülk ve iş sahibi
yaparlarken, başkalarının istikballerini
karartanlar kendilerinin merhametli olduklarını söylebilirler
mi?
° Peygamberimizin (S.A.) : «Müslüman o kimseye denir ki,
insanlar onun elinden ve dilinden eza-cefa görmezler, zarara uğramazlar.»
(3) sözüne aykırı hareket eden basiretsiz yöneticiler
yüzünden, çocukları çukurlarda kaybolanlar, güvenliksiz
inşaatlar sebebiyle açılan çukurlarla evleri yıkılanlar,
eşyaları suların altında kalanlar, baskı
ve tehditlerle işlerinden attırılanlar eza-cefa gördüler
ve zarara uğradılar...

°
18 Eylül 2007 tarihli «Bir süre önce Hürriyet Gazetesi'yle
yolları ayrılan Yazar Emin Çölaşan, suskunluğunu
ART'deki programında bozdu. Cumhuriyet Gazetesi Ankara
Temsilcisi Mustafa Balbay ile hazırladığı
programda konuşan Çölaşan, «AKP aleyhine yazmamam
konusunda uyarıldım. Bu son dönemlerde daha çok
olmaya başladı. Ancak baskı gören sadece ben değildim.
Muhabir arkadaşlar medyada daha çok baskı görüyor.
Başbakan'a soru sormamaları için uyarılıyorlar,
dedi.» (Haber Ne) haberi.
° «Kimsin sen, otur oturduğun yerde»
Bu söz Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti Başbakanına
ait bir söz... Pekiyi kim için söyledi? Bir rektör için söyledi...
Yakıştı mı? İşte asıl konu
burada! Arkasında AKP'lileştirilmiş bir medyayla,
etkisizleştirilmiş kurumlarla böyle konuşma
yapmak genel politikaları mı ve AKP'lileştirilmemiş
kurum veya kuruluşların tehdit edilmesi mi amaçlanıyor?
YAPILAN
HAKSIZLIKLARA DESTEK OLANLAR
°
İnsanlar, hakların ve hürriyetlerin kullanılmasında,
kabiliyet ve liyakatın teşekkülünde fırsat ve
imkân eşitliği sağlanmasını bekler.
Bunlar sağlandıktan sonra, meydana gelecek farklara «adalet»
gözü ile bakar. (4)
° «Haris kişi kördür, sağırdır. İçine
düştüğü hırs onu kör ve sağır yapar.
İşte şeytan, bu hırslı kişiye
vesvese vermek için fırsat bulabilir. Haram, yasak ve kötü
bir fiil olsa, harîsin nefsinin çektiği her şeyi ona
güzel ve hoş gösterir. Böylece, hırslı kişinin
kafasından haram-helâl düşüncesi kalkar. Hırsla
dört bir yana saldırır. Her şeyi elde etmek
ister.» (5)
°
14 Aralık 2003 tarihli «Meclis'te 41'i AKP'den, 63
milletvekiliyle ilgili dokunulmazlık dosyası var.
AKP'lilerin çoğu ihaleye fesat karıştırmak,
zimmet gibi milletvekili seçilmeye engel suçlamalarla karşı
karşıya» (Radikal Gazetesi) haberi.
° 13 Şubat 2006 tarihli «Cumhuriyet Halk Partisi, Tüpraş'ın
yüzde 14,76 hissesinin satış sürecinde içeriden öğrenenlerin
bilgi vermesi yoluyla suç işledikleri ve Hazine'yi 750
milyon dolar zarara uğrattıkları gerekçesiyle Başbakan
Tayyip Erdoğan ve Maliye Bakanı Kemal Unakıtan
hakkında suç duyurusunda bulundu.» (Zaman Gazetesi)
haberi.
° 29 Mayıs 2006 tarihli «İzmir'de Cumhuriyet
Gazetesi okuru bir grup, İstanbul'da gazeteye atılan
bombalar ve Danıştay'a yapılan silahlı saldırıları
azmettirdiği iddiasıyla Başbakan Recep Tayyip
Erdoğan, hakkında TCK'nın 38 ve 81'inci
maddelerine göre "Kasten öldürmeye azmettirmek" suçunu
işlediği gerekçesiyle Cumhuriyet Başsavcılığı'na
suç duyurusunda bulundu.» (Hürriyet Gazetesi) haberi.
° 25 Temmuz 2006 tarihli «Bakan Recep Akdağ'ın imam
akrabasına jet atama» (Milliyet Gazetesi) haberi.
° 31 Temmuz 2006 tarihli : «AK Parti ilçe başkanı
zimmete para geçirmekten 5 yıl hapis cezasına çarptırıldı...
» (Pressturk.com) haberi.
° 18 Ağustos 2006 tarihli «Unakıtan'ın tavukçu
oğluna elektrik torpili» (Hürriyet Gazetesi) haberi.
° 03 Ekim 2006 tarihli «Baykal: Türkiye'yi Talabani yönetiyor»
haberi
° 03 Ekim 2006 tarihli, «Kişilikli Başbakan istifa
eder» haberi.
° 20 Şubat 2007 tarihli : «Yargıçlar ve Savcılar
Birliği (YARSAV) Başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu,
TBMM gündeminde olan Yargıtay Yasa Tasarısı'yla
Yargıtay'ın siyasi müdahalelere açık hale
getirildiğini söyledi.» haberi.
° 19 Mart 2007 tarihli «GP'li Şirin, Başbakan Erdoğan
hakkında, bir radyo konuşmasında suçluyu övdüğü
iddiasıyla suç duyurusunda bulundu.'» (Internet Haber)
haberi.
° 28 Haziran 2007 tarihli «Sincan 1. Ağır Ceza
Mahkemesi, Abdullah Öcalan'a «Sayın» dediği için
hakkında takipsizlik kararı veren, Ankara Cumhuriyet
Başsavcılığı'nın kararını
bozdu.» (Haber Vitrini) haberi.
° 14 Temmuz 2007 tarihli BALIKESİR'de köy kahvesinde seçim
propagandası yapan AKP Milletvekili İsmail Özgül'e
«dokunulmazlıklar", «PETKİM satışı»
ve «Başbakan'ın oğlunun gemi alması»
konusunda sorular yöneltenlerin evleri, aynı toplantıda
bulunan Erdek Belediye Başkanı AKP'li Hüseyin Sarı
tarafından, bir gün sonra «kaçak» olduğu gerekçesiyle
mühürletildi. (Hür Haber) haberi.
° 19 Ocak 2008 tarihli «AKP'li Bayındırlık ve
İskân Bakanı Faruk Özak'ın oğlu Mehmet
Akif Özak da bardakta mısır işine girdi.» (Milliyet
Gazetesi) haberi.
YUNANLILARIN,
RUMLARIN VE ERMENİLERİN İSTEĞIYLE
301. MADDE DEĞİŞTİRİLİYOR!
°
Güleryüzlülük, dürüstlük, hoşgörü, sevgi, merhamet,
adalet, yardım ve dayanışma insan olmanın
temel unsurlarıdır.
Vatandaşlık
hukukunu, konuşma hakkını ceza ile söndürmek
İslam'la, insanlıkla, adaletle bağdaşıyor
mu?
° 10 Ekim 2007 tarihinde Anka Haber Ajansınca gazetelere
yansıyan «AKP li belediyede imar skandalı» başlıklı
haber...
° 13 Kasım 2007 tarihli «Kral'ın ziyareti diplomatik
skandal : CHP, Gül'ün Suudi Arabistan Kralı Abdullah'ı
otelde ziyaret etmesini eleştirirken, MHP, Cumhurbaşkanı'nın
yaklaşım tarzı onurumuzu zedeledi» dedi, (Milliyet
Gazetesi) haberi.
° Suudi Arabistan Kralı, ülkesinde Fransız Cumhurbaşkanı
Sarkozy'i havaalanında karşılarken bizimkiler nasıl
karşılıyorlar veya nasıl karşılanıyorlar?
(Ocak 2008)
° 14 Kasım 2007 tarihli «AKP'li belediye başkanının
nikahını kıydığı kadınla aşk
yaşadığı ortaya çıktı» haberi.
(Vatan Gazetesi)
° 16 Kasım 2007 tarihli «AKP'yi karıştıran
fuhuş skandalı : 4 AKP'li, TEDAŞ misafirhanesine
hayat kadını sokmaya kalktı» (İstanbul
Haber)haberi
° 19 Aralık 2007 tarihli «AK Parti İstanbul'da
skandal» başlıklı tüyleri ürperten haber
(Haber 50)
° 06.12.2007 tarihli «Tekel yolsuzluğu ile ilgili suç
duyurusu : CHP, Maliye Bakanı Kemal Unakıtan'ın oğlu
Abdullah Unakıtan'ın ortağı olduğu A.B.
Gıda Firması'nın adının karıştığı
TEKEL yolsuzluğu ile ilgili olarak suç duyurusunda
bulunuyor.» (ANKA Haber Ajansı) haberi.
°11 Ocak 2008 tarihli «81 il valisi hakkında suç
duyurusu : Eğitim ve Bilim İş görenleri Sendikası
(Eğitim-İş), Milli Eğitim Bakanlığı
Eğitim Kurumları Yöneticilerinin Atama Yönetmeliği'nin
Danıştay tarafından iptal edilmesine karşın,
atamaları vekaleten yapan valiler hakkında suç
duyurusunda bulundu. » (Hürriyet Gazetesi) haberi.
° Hrant Dink, 13 Şubat 2004'te yayımlanan bir
makalesindeki «Türk'ten boşalacak o zehirli kanın
yerini dolduracak temiz kan, Ermeni'nin Ermenistan'la kuracağı
asil damarında mevcuttur. » sözleri nedeniyle 301.
maddeden «Türklüğe hakaret" suçlamasıyla yargılandı
ve aksi yönde verilen bilirkişi raporuna rağmen 6 ay
hapis cezası aldı ancak cezası ertelendi.
° 19 Ocak 2008 tarihli : «Katil devlet» diye bağırdılar...
Gazeteci Hrant Dink'in «karanlık» bir suikaste kurban
gitmesinin 1. yıldönümünde Agos gazetesi önünde düzenlenen
tören, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne hakaret ve saldırıya
dönüştü. İstanbul Şişli'de toplanan
kalabalığın arasına karışan göstericilerden
bazıları «Katil devlet» sloganları attı. (Yeniçağ
Gazetesi) haberi.
AKP
KAPATILMALI... YÖNETİCİLERI
VE DESTEKÇİLERİ YARGILANMALIDIR!
°
AKP'li yöneticiler veya benzerleri, Peygamberimizin (S.A.) : «Kişi,
arkadaşının meşrebindedir. Sizden her
biriniz kimlerle ve hangi meşrepteki insanlarla dostluk
kurduğuna dikkat etsin.» (6) sözüne aykırı
olarak hangi medeniyetlerle niçin ittifak etmeye çalıştıklarını
açıklayabilecekler mi?
°İstismar kelimesi «sömürü» ile aynı mânâda
kullanılmaktadır. İstismar Arapça'da «semerelendirme»,
yahut faydalı hale getirme demektir, bununla beraber, hususî
bir mânâ kazandırılarak, bazılarının,
bazı insanların ve zümrelerin emeklerini, güçlerini,
maddî ve manevî varlıklarını, haksız yere
kendi menfaatleri istikametinde kullanmaları biçiminde de
düşünülmektedir. (7)
° Siyasi simge olsa ne olur diye düşünmeden taşınmadan
söylediğiniz söz sizi türlü türlü sıkıntıların
içine sokabilir :
Şimdiden kimin başına ne takacağınızı,
kimin eline ne vereceğinizi, kimin üstüne ne giydireceğinizi
biliyor musunuz?
°
14 Ocak 2008 tarihinde «medeniyetler ittifakı» toplantısına
katılmak üzere İspanya'ya giden Recep Tayyip Erdoğan
orada türbanla ilgili bize hayal kırıklığı
yaşatan çeşitli açıklamalar yaptı.
«Siyasi simge olsa ne olur?» «Simgelere, Sembollere Yasak
Getirebilir misiniz?»
«İspanya'da 'Türban Siyasi Simge Olsa Suç Mu? Sembollere
Yasak Getirilir Mi? » Şeklinde Açıklama Yapan Başbakan
Recep Tayyip Erdoğan Hakkında Avukat Mahmut Tanal Savcılığa
Suç Duyurusunda Bulundu.
Prof. Dr. Baskın Oran, Türbanın Hem İnanç Hem
de Siyasi Simge Olduğunu Söyledi. Prof. Dr. Oran, Dini Ve
Siyasi Simgelerin Hiç Bir Avrupa Ülkesinde Yasaklanmadığını
Belirtti. (16.01.2008)
Kama (kirpan), peçe, haç (le croix), rahip takkesi (la
calotte), takke (la kippa), başlık (la coiffe), tesbih,
sarık, cüppe ve seccade gibi dini sembol ve eşya taşımak
AKP sayesinde artık hiçbir yerde yadırganmayacak...
Yarın bir teröristler kendi sembolleriyle ortaya çıkarlarsa,
onlarla okullara girmek isterlerse sembollere yasak getirebilir
misiniz, diyerek onların haklılıklarını
mı savunacaksınız?
Bunlar okullara ve kamusal alanlara barış getirme
niyetindeler... Yarın peçe gibi dini sembollerle okullara,
kamusal alanlara gelenler olursa ortaya çıkacak gelişmeler,
ortaya çıkacak gerginlikler AKP'lilerin işlerine yarıyacak...
Onlar süresiz iktidarda kalma yolunun bu serbestliklerden, din
ticareti yapmaktan geçtiğini gayet iyi biliyorlar...
° 18 Mayıs 2006 tarihinde aralarında New York Times
gibi ünlü gazetenin de bulunduğu dünya basını
tarafından : Türkiye'de «Türban yüzünden cinayet işlendi»
diye duyurulan vahim olay çabuk unutuldu.
Danıştay üyelerinden hakim Mustafa Yücel Özbilgin'in
yaşamını yitirdiği 4 yargıcın da
yaralandığı Ankara'daki saldırı dünya
basınında geniş yankı bulmuştu.
«Bakınız, Meydan Larousse'a göre, moda deyimi, her
çeşit yumuşak kumaştan kenarsız kadın
başlığı, Türkçesi tülbent, Fransızcası
türban. Başörtüsü yine Meydan Larousse'ta kadınların
saçlarını kapamak için başlarına örttükleri
işlemeli veya düz eşarp. Bunları ben söylemiyorum
Meydan Larousse söylüyor. Türk Dil Kurumu ve Dil Derneği
sözlüklerine göre, türban, ince kumaştan yapılmış
başı sıkıca kavrayan bir başörtüsüdür.
Başörtüsü ise kadınların saçlarını
örtmek için kullandıkları örtü, eşarp...»
(17 Ocak 2008)
Pekiyi sözlüklerdeki karşılığı nedir?
Turban : Sarık (Büyük Fransızca - Türkçe Sözlük,
Tahsin Saraç, Adam Yayınları, Eylül 1989 Sayfa :
1142)
Turban : Sarık, türban (Söylenişli Fransızca -
Türkçe Sözlük, Nijat Özön, İnkılâp Kitabevi,
1988, Sayfa : 693)
Yani tülbent değil, genellikle tülbentten yapılan
sarık... anlamına geliyor.
Recep Tayyip Erdoğan bu açıklamalar için neden
İspanya'yı seçti? Üstü örtülmesi istenen başka
konular mı var? Yoksa yeni bir gündem için bu bir yol mu?

°
3 Mart 2004 tarihinde 5 milyon Müslüman'ın yaşadığı
Fransa'da çıkarılan bir kanunla okullarda dini sembol
taşıma ve başörtüsü yasaklandı.
2004, Eylül ayında okulların açılmasıyla
birlikte bu kanun uygulamaya konuldu. 639 öğrenci başörtülerini
çıkararak öğrenciliklerini sürdürdü. 41 öğrenci
mahkemelere başvurdu. 17 öğrenci de özel okullara
kayıtlarını yaptırdı.

Bundan
önce Müslümanları meydanlara döken İslam'ın
Sesi Derneği yöneticisi Gabtani ve Eski Komünist Partisi
kurucularından Maurice Thorez'in Müslüman torunları
Abdullah Thorez ve kız kardeşi «gerginliğe sebep
oldukları ve toplum düzenine olumsuz etki yaptıkları
gerekçeleriyle» güvenlik güçleri tarafından değişik
yöntemlerle susturuldu.
O zamanlar İslam'ın Sesi kuruluşunun Fransa'da
yaptığı din istismarcılığını
bugün Türkiye'de AKP iktidar olma gücü kullanarak yapmaktadır.
Acil olarak AKP'nin de «gerginliğe sebep oldukları ve
toplum düzenine olumsuz etki yaptıkları gerekçeleriyle»
kapatılması gereklidir.
Medeniyetler ittifakı adı altında yapılan
toplantıdan önce yapılması gereken bütün işler
: Terör, işsizlik, hırsızlık ve yolsuzluk
gibi yüzlerce konu halledildi de mi gidildi oralara? Türbanlı
ve türbansız diye Müslümanlar arasında ayırımcılık
yapmanın ülkemize ne faydası olabilir? Sık sık
bu konunun gündeme getirilmesinde eğer kötü niyet yoksa,
amaç nedir?
Prof. Dr. Oran'ın, «Dini Ve Siyasi Simgelerin Hiç Bir
Avrupa Ülkesinde Yasaklanmadığı» şeklindeki
açıklaması da doğru değil! Fransa'da yaşayan
bir kişi olarak bunun gerçek dışı olduğunu
belgelerle gösterebilirim.
Yani Avrupa'daki gerçekler uzaktan göründüğü gibi değil!
Bizim tek gördüğüm şey başörtüsüyle türban
birbirine karıştırılıyor. Ve %99'u Müslüman
olan ülkemizde bu konu politik sömürü malzemesi olarak
kullanılıyor... Bu durum hayal kırıklığı
yaşatmıyor mu size?
SUSARAK
DESTEK OLMAK YA DA
«SALLA BAŞINI AL MAAŞINI» DEMEK!
°
Okullarda 45 Türkçe kelimenin yasaklanması, Türk
Askerinin başına çuval geçirilmesi, Amacı oldukça
karanlık olan «Dinler arası diyalog» projesine
destek verilmesi,
° Recep Tayyip ERDOĞAN'ın «Kahraman(!) Amerikan
askerlerinin sağ salim ülkelerine dönmeleri için dua
ediyorum. » şeklindeki Irak'ta Müslüman'ları
katleden Amerika'lı askerlere gösterdiği yakınlık
veya hassasiyet.
Yani 665 bin Müslüman'ı şehit eden Amerikalı
askerlerin burunlarının kanamasını dahi
istemiyor. Recep Tayyip ERDOĞAN bu haliyle kimin tarafında
yer aldığını gizlemiyor. AKP'den aday
olanlar veya AKP'yi destekleyenler de onun söz ve tavırlarına
onay vermiş oluyorlar. O zaman nerede kaldı bunların
Müslüman kimlikleri?
° 12 Ekim 2006 tarihli açıklamalara göre «Irak'ta 655
bin kişi ölmüş... 11 doktorun araştırmasına
göre de ölenlerin sayısı sanıldığından
kat kat fazla. Kurbanların yüzde 56'sı ateşli
silahlarla, yüzde 14'ü patlamalar sebebiyle, yüzde 31'i işgal
güçlerinin operasyonları ya da bombardımanlarıyla
öldürülmüş.» (Radikal Gazetesi) haberi.
° 20.01.2008 tarihli : «Üniversite hastanelerinin hemen hemen
hepsi batık durumda. Ege Üniversitesi, Cerrahpaşa
Hastanesi, İbn-i Sina Hastanesi gibi yüzlerce
hastanelerimizde acil durumlar hariç parasızlık yüzünden
ameliyat yapılamamaktadır. Yani AKP yöneticileri bu
hastanelerimize para vermemektedir... » (Avrasya Televizyonu)
haberi.
° Devlet kurumu olan TRT tamamen tarafsızlıktan
uzaklaştırılarak AKP'nin yayın organı
haline getirilmiştir.
° DTP'li Tuncel: «Türkiye Bölünebilir, Türkiye'de ciddi
bir bölünme fobisi var. Bu korkuyla en küçük kültürel
talepler bile terörize ediliyor. Bu korkunun devam etmesi
durumunda yarın o bölünme de gerçekleşebilir.» (Aktif
Haber, 20 Ocak 2008)
DEĞERLER
BUDANIRKEN...
°
Ahvaz'da (Irak) doğan tıp ilminin ünlülerinden ve
ilk kanser ameliyatını gerçekleştiren Ali bin
Abbas (974 - ) (8)
° Basra'da doğup Mısıra giden fizikçi, astronom
ve matematikçi İbn-i Heysem (965 - 1051). (9)
gibi yüzlerce ilim adamını yetiştiren Irak'ta
oynanan oyunlara «eş başkanlık» yapmak işlenen
suçlara ve katliamlara ortaklık yapmak anlamına
gelmez mi? Orada türbelerin bombalanması, tarihin yok
edilmesi, insanların ve kültürün katledilmesi sizce hiç
anlam taşımıyor mu?
ATATÜRK
DÜŞMANLIĞI VE
CUMHURİYET ALEYHTARLIĞI
°
Bölünerek değil, birleşerek... Zıtlaşarak
değil, kaynaşarak... Yürek ve gönül birliğiyle
birbirimizle kucaklaşmak hedefimiz olmadır.
° İnsanı, maddi ve objektif kriterlerle değerlendirmeye
kalkıştınız mı, onu alçaltırsınız,
insanın kas gücü, bir beygirden daha azdır. Maddi
elementler bakımından değeri otuz-kırk
kilogram gübreye eşittir. Protein değeri bakımından
bir koyundan daha az para eder. (10)
° İstismarın istismarı : Esefle itiraf edelim ki,
insanlık alemini ve ilişkilerii incelediğimiz
zaman, kazanılmış hakların yanında
gasbedilmiş haklara şerefle temsil edilen makam ve
mevkilerin yanında çalınmış makam ve
mevkilere, alın teri ve helâl kazançla ulaşılmış
mal ve mülklerin yanında hile ve gayrimeşru yollarla
ele geçirilmiş mal ve mülklere, yerde sürünen devlere,
yükselmiş cücelere, sömüre sömüre balon gibi olmuş
sülüklere, sömürüle sömürüle iskelete dönmüş kişilere,
ailelere, sınıflara, milletlere ve devletlere rastlıyoruz.(11)
°
Çıkarılan imar yasasına eklenen bir madde ile «cami»
ibaresi yerine «ibadethane» kavramı getirilerek, kilise
evlerinin açılmasına yol verildi. İmar mevzuatı
ile cami açılması zorlaştırılırken,
hatta Türkiye'de 70 bin cami tasarruf bahanesi ile 40 bine
indirilmesi kararlaştırılırken, bugüne
kadar 40 bine yakın sayıda kilise evi açılması.
° Türkiye silahsız işgal altında... Türkiye'deki
sigorta şirketlerinin %80'i yabancıların elinde (Sadettin
Tantan, Tempo Tv, 17.01.2008)
° Atatürk Orman Çiftliği 1925 yılında
Cumhuriyet ve çağdaşlaşmanın sembolü olan
başkent Ankara'nın yanı başına kuruldu.
Amaç, Ankara halkına, topluca yararlanabileceği
dinlenme ve eğlenme alanları sağlamak ve ülkemize
de, örnek ve modern bir tarım işletmesi kazandırmaktı.
Çiftlik kuruluşundan itibaren hızla büyüdü. Çiftliğe
ait toprakların satın alınmasındaki temel
kaynak, Atatürk'ün kişisel tasarrufları idi. Ancak,
bu konu çiftliğin kuruluşundan bugüne kadar hiçbir
zaman sorun olmadı. Zira çiftlik bir kamu malı gibi
gelişti, büyüdü, korundu ve kamu işletmesi gibi yönetildi.
Öyle ki, Atatürk'ün sağlığında çiftliğin
ürünleri Cumhurbaşkanlığı Köşkü'nce
parası karşılığı satın alındı.
1937'de de Çiftlik Atatürk'çe bağış senedinde
gösterilen şartlarla Hazine'ye bağışlandı.
Şimdi ise Atatürk'ün kurduğu, ya da isminin bulunduğu
bütün kurumlar gibi burası da tarihten AKP eliyle
silinmek isteniyor. Atatürk Orman Çiftliği, sahibi,
kurucusu ve koruyucusu büyük Ata'nın ölümünden sonra
çeşitli kanunlarla ve idari kararlarla her anlamda yağmalandı.
Çiftlik, sahip olduğu arazinin beşte ikisini kaybetti,
daraldı ve küçüldü. Devletçe kötü yönetildi. Çiftlik,
işlevinin önemli bir bölümünü yapamaz hale geldi.
(.....) Daha önce yapılanlar yetmedi. Çiftliğe son
bir darbe daha vurularak çiftliğin yok edilmesinin hukuki
temelleri atıldı. Atatürk Orman Çiftliği'nin
bugünkü hukuki statüsünü belirleyen 24 Mart 1950 tarihli ve
5659 Sayılı Kuruluş Yasası'na 21 Haziran
2006 tarihinde eklenen bir ek madde ile çiftlik Ankara Büyükşehir
Belediyesi'ne teslim edildi. (Güven DİNÇER, Emekli
Anayasa Mahkemesi Başkanvekili, Cumartesi, 03 Mart 2007)
Sümerbank'ın kapanmasına sebep olanlardan olumlu
şeyler beklemek mümkün mü? Bizlere hayal kırıklığı
yaşata yaşata bugüne geldiler... İslam'da
olmayan bu görüntüleriyle, ABD yanlısı, batı
kapılarında kendilerini tanımlama tersliklerine
rağmen bir kilo un, iki kilo bulgur karşılığında
onlara rey verenlerden de vatan savunması yolunda duyarlılık
beklemiyoruz.
Bu haberleri alt alta koyun ve geçmişle karşılaştırın.
Recep Tayyip ERDOĞAN'ın 11 Ocak 2008 cuma günü
televizyonlardan ifade etttiği : « Bugüne kadar
milletimize hayal kırıklığı yaşatmadık!»
sözünün aksine AKP'nin olumsuzluklarla farklılığını
ve hepimize hayal kırıklıkları yaşatmış
olduğunu yüzlerce örnekle görmüş olacaksınız!
Faydalanılan
kaynaklar :
(1) İlahi Nizam, İmam-ı Gazali, Fatih Yayınevi,
1969, sayfa 80
(2-3) İlahi Nizam, İmam-ı Gazali, Fatih Yayınevi,
1969, sayfa 119
(4) Türk İslam Ülküsü, S. Ahmet Arvasi, Ocak Yayınları,
2. Baskı, 1982, Sayfa 35
(5) İlahi Nizam, İmam-ı Gazali, Fatih Yayınevi,
1969, sayfa 101
(6) İlahi Nizam, İmam-ı Gazali, Fatih Yayınevi,
1969, sayfa 257
(7) Türk İslam Ülküsü, S. Ahmet Arvasi, Ocak Yayınları,
2. Baskı, 1982, Sayfa 34
(8) Yeni bir bakış açısıyla ilim ve din 1,
Prof. Dr. İrfan Yılmaz, Doç. Dr. İ. Hakkı
İhsanoğlu, Selim Aydın, Fırat Bozer, Nevzat
Bayhan, İhsan İnal, Zaman Yayınları, İstanbul
1998, Sayfa 337
(9) Yeni bir bakış açısıyla ilim ve din 1,
Prof. Dr. İrfan Yılmaz, Doç. Dr. İ. Hakkı
İhsanoğlu, Selim Aydın, Fırat Bozer, Nevzat
Bayhan, İhsan İnal, Zaman Yayınları, İstanbul
1998, Sayfa 342
(10) Türk İslam Ülküsü, S. Ahmet Arvasi, Ocak Yayınları,
2. Baskı, 1982, Sayfa 43
(11) Türk İslam Ülküsü, S. Ahmet Arvasi, Ocak Yayınları,
2. Baskı, 1982, Sayfa 38
Veli
Kalli - Paris
- 01 - 2008
|