Bu Ocaklar...

Ali  Akkaya
 

 

 

Bu Ocaklar Sönmeyecek

 

Başbuğ Alparslan Türkeş'in bize bıraktığı en değerli miras ülkücülüktür. Ülkücü olmanın birinci şartı da kendini bilmektir. Kendini bilmek; yani aslını, neslini, milliyetini, dinini ve dilini şuurlu bir şekilde öğrenmek"?Kendinden habersiz, milli kültür değerlerini tanımayan bir gencin, kağıt üzerinde belirlenen vatandaşlık kimliğinin fazla değeri yoktur.

 

Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün tarihi 10.Yıl Nutkunda vurguladığı gibi; “Türk milleti zekidir. Türk milleti çalışkandır!"?Yeter ki bu millete örnek ve önder olacak iyi idareciler, milliyetçi şuura sahip devlet adamları olsun��?Kurtuluş savaşında olduğu gibi en zor ve en dar zamanlarında dahi, mucizeler gerçekleştirmeye muktedir asil bir milletiz. Pek çoğu ilkokul diplomasına bile zor sahip olabilmiş, hatta okul yüzü görmemiş insanlar işçi olarak Fransa'ya geldiler. Dinlerini, dillerini, yollarını bilmedikleri bir toplum içinde iş-güç sahibi oldular. Bir kısmı işçilikten işverenliğe terfi etti. Kimse bu insanlar ne yer, ne içer, nasıl yaşar, ne düşünür, ne ister diye merak etmedi. Aranmadılar, sorulmadılar. Sadece döviz makinesi olarak görüldüler"?

 

Gurbetteki Türk varlığına ilk dikkat çeken ülkücüler, insanımızı Yüce Tanrı'nın mukaddes birer emaneti olarak gördüler. Yüreğinde Türkiye sevdası taşıyan, Türkçe düşünüp Türk gibi yaşayan nesiller yetiştirmek için harekete geçtiler. Kendi devletimizin ilgisizliği yanında, önlerine çıkan pek çok engeli akılla, sabırla, ülkücü azim ve iradeyle aşarak, her biri Ülkü Ocağı gibi tüten dernekler, camiler açtılar. Başbuğ Alparslan Türkeş, Türk'ün kendine dönme davasının öncüsü, önderi oldu. O'nun işaretiyle başlayan ve sadece Türkiye'de değil bütün dünyada Türklüğün öze dönüş hareketi; Fransa'daki vatandaşlarımızı da cezbetmiş; yaşadığı ortam ne olursa olsun Türklük gurur ve şuuru, İslam ahlâk ve faziletinden taviz vermeyen ülkücü nesiller doğmuştur. Ülkücüler, Avrupa'da ezilmeden yaşayacak, bilgili, kendine güvenen, inançlı, azimli, kararlı bir kadrodur.

 

 İnanıyorum ki, ülkücüler varolduğu müddetçe, Türklük aşılmaz bir kale gibi dimdik yaşamaya devam edecek, tarihler bu nesli altın harflerle yazacaktır.

Yaşasın Fransa Türklüğünün kalesi Fransa Türk Federasyon!...