|
ÖMÜR BİTİYOR ERKEN
Farkında mıyız gerçekten?..
Ömür ne çabuk geçiyor
Önümüze değil, ardımıza
bakmaya başlayınca
Yapamadım, edemedim
kaygıları
Pişmanlıklar, sevinçler,
hüzünler
Jet hızıyla geçen günler
.
PARASIZ, AVRATSIZ,
İMANSIZ VE SIHHATSİZ
BIRAKMA BİZİ ALLAHIM!...
Genç Ülkücüler Teşkilâtı (GÜT)
zamanından
Yani kırk yıllık
ağabeylerimizden
Çetin Ahmet demişti ki bir
gün:
Her zaman şöyle dua
ederim:
Allahım!..
Kimseyi parasız, avratsız
ve imansız koyma!..
Düşündüm ki pek doğru!..
Namusumuzu, şerefimizi,
haysiyetimizi
Muhafaza etmek için bile
Üçüne de muhtacız!..
Diyebilirsiniz ki:
Şerefsiz milyonerler yok
mu?..
Gül gibi helâli evinde
beklerken
Gözü dışarıda olanlar yok
mu?..
Beş vaktine dakik olan
Haram yiyen tüccar yok mu?
Olmaz olur mu?..
Hem de pek çok
Böylelerinin imanını
sorgulamak gerekir
Ahmet Çetin abinin duasını
Bir madde ilâve ile tekrar
ediyorum:
Yarabbî!..
Kimseyi parasız, avratsız,
imansız ve sıhhatsiz koyma!..
DERT ÇOK, DERT ORTAĞI YOK
Akşam Ahmet Ceylân abi
telefon etti
Belki bir saatten fazla
konuştuk, dertleştik,
halleştik
Dert çok, hemdert yok
noktasında düğümlendik
Çok komplocu millet olduk
Her yanımız tuzak
Muhsin Yazıcıoğlunun
hakikaten bir komploya
Kurban gittiğine inanıyor
musun?.. diye sordu bana
Daha dün gördüğüm, beni
ağlatan bir rüyâmı anlattım
cevaben
(Anladım ki Muhsin Başkanıma
minnet borcumu ödeyememişim
)
PARASIZLIK DA,
ARABASIZLIK DA KÖTÜ
Musa Talay kızı gelin etti
Damat Salihlidenmiş
Düğüne gidemedim
Mahçubiyetimden telefon da
edemedim
ADNAN BİZE NE OLUYOR?!..
Ekmek Teknesinin Herodot
Cevdeti derdi ya:
Bu soru beni aşar, erbabına
müracaat etmek lâzım!..
İnternetle alâkalı bir
mevzuyu danışmak için
Aveadan bizim Adnanı
aradım
Adnan bizim çocuklardan ve
kayınçımın da mektep
arkadaşı
Ne zamandır görüşmüyorduk
Bu telefonlaşmamız sırasında
öğreniyorum ki;
Abisi Fatih Eroğlu beş aydır
Antalyada,
Beş yıldızlı diyebileceğimiz
bir özel hastanede
Ciddî bir tedavi görmektedir
Fatih Eroğlu da Ocak
arkadaşlarımızdan
Meslektaşız!..
Ülküdaşız!..
Gurbet yoldaşıyız!..
Haydi Antalya Büyükşehir,
duymadık diyelim
Ben bu beş ayda belki onbeş
defa Bucaka gittim geldim
Bucaktan gelenler de oldu
Fakat hiç Fatihin
Antalyada hastanede yattığı
Mevzu olmadı
Fatihi aradım, cepten epey
sohbet ettik:
Çok şükür morali iyi
Sabır, teslimiyet ve
tevekkül içinde
Üstelik; umutlu, iyimser
Müslümana yakışır tavır..
ARAMIZDA KALSIN, KİMSE
DUYMASIN
.
(Bir sırrımı fâş edeyim:
Sene 1977..
Fatih beni Cebecide,
parça film gösteren bir
sinemanın çıkışında yakaladı
(Sinemanın adı Gölbaşıydı
galiba.. Acem 51 Çayevine
yakın)
Ne yapıyorsun burada?..
Ben de suçüstü yakalanmanın
mahçubiyetiyle, yüzüm
kıpkırmızı;
Sosyolojik inceleme
yapıyorum dedim
Sonradan öğrendim ki;
Sosyolojik incelemelerini
Bent Deresinde
gerçekleştiren
Nice eğitimci ülkü devi ağır
ağabeyler varmış
Bizim sosyolojik inceleme
masum kalırmış
Riyakâr ahlâkımızı
sorgulayan
Müstakil bir yazı yazsam mı
acaba?..
GÖLE MAYA ÇALIYORUZ
Hanımın üye olduğu GÖKALP
yapı kooperatifinden,
Benim üye olduğum KEPEZ
ALTINŞEHİRden
Taahhütlü Mektuplar geldi,
para istiyorlar
Enflasyonu, maaşları esas
alarak bir hesap yapsak
Yatırdığımız paranın bugünkü
değeri,
En az bir yıllık kazancımıza
denktir herhalde
Yıllardır tahsis, mahkeme,
zilliyet, 2-B, Üstbirlik
Kelimeleriyle süregelen bir
yılan hikâyesi
Netîceden kimse emin değil
Nasrettin Hocanın göle maya
çalması gibi
Ya tutarsa deyip, beleşten
daire rüyası görenler de
var,
Benim gibi ümidini kesenler
de
Yatırmasak, hukukî takip
yapılamayacak
Yatırdığımız, emeğimiz,
beklentimiz hepten güme
gidecek
Yatırayım desek; para yok,
borçlanmamız gerekecek
Velhasıl, iki ucu da boklu
bir değnek
Antalyada bizim gibi kaç
yüz, hatta kaç bin
Kooperatifzede vardır acaba?
Hatunla istişâre ettik:
Üç bin lira verene iki
kooperatifteki hakkımızı
devredeceğiz..
(Hayatımın en yanlış
kararlarından birisi de
Bir kooperatife kurucu üye
olmamdır
)
PARAN VARSA YARIN GEL
PARAN YOKSA ON AY
SONRASINA SIRA AL
AZRAİL'İ BEKLE
Hanım Tıp Fakültesine abone
oldu
Randevular
muayeneler
tetkikler
tahliller
raporlar
Kan ver, idrar ver, sonuç
al
Tansiyon ölçtür
İlâç
değiştir
Şubat sonu mu, Mart başı mı;
Nörolojiden MR-Anjiyo
istenmiş..
Aralık sonuna randevu
verilmiş
Dışarıda da
yaptırabilirsiniz denilmiş..
Anadolu Hastanesine gittik
960 YTL istediler
Yani hanımın bir aylık
emekli maaşı
Neyse, onun da daha ucuz
çaresini bulduk:
200 Lira mesai dışı öğretim
üyesi katkı payı yatırdık,
Özel hasta olduk, MR-Anjiyo
tetkikini yaptırdık
Paran yoksa randevu on ay,
hatta bir yıl sonrasına
Sıraya gir, ölümü, ya da
yatalak kalmayı bekle
Paran varsa, bastır parayı,
özel hasta ol; sıra bekleme
Devletin emekli memurunun
İmralıdaki eşkıya başı kadar
değeri yok
İcabında Aponun basurunu
almaya,
Dört kişilik uzman tıbbiye
ekibi gider ayağına
Sen hastane koridorlarında
sıra beklersin
Aylar sonrasına randevu
alabilirsin
Hastane mi?..
Allah eksik de etmesin,
muhtaç da
BİZİM ÖRGÜT - KKK
Kayseri eski Vakıflar Bölge
Müdürü
Yeni Kayseri Büyükşehir
Belediye Yayın Danışmanı
Mehmet Çayırdağ Antalyada
Dün hemşerisi Ahmet Kaplan
ağabeyle beraber
Bizim dergâhta buluştuk
TODAY Bürosunda
Örgüt hatıralarını
dinledik
Gülmekten kırıldık
Bazı adamları işletmek için,
Gırgır şamata bir örgüt
kurmuşlar
Birçok üst düzey bürokrat,
iş adamı
Vatanın kurtuluşu için
seferber olmuşlar
Örgüt, 12 Eylül döneminde
bile devam etmiş
Adı da KKK Örgütü
Sakın ola PKK ile filân
karıştırmayın
Bu örgüt (!) vatansever
kuvvetlerin örgütü
Çayırdağ anlatırken hepimiz
yerlere yattık
Gülmekten öldük..
Abi dedim; yaz bunları
Adı da BİZİM ÖRGÜT-KKK olsun
Tam Aziz Nesinlik hikayeler
Keşke yazsa da, hep beraber
okusak, gülsek
Çayırdağ sohbeti noktalarken
şükrediyordu:
Yahu o zamanlar iyi ki;
Cep telefonları icat
edilmemiş,
Bugünkü kadar gelişmiş
dinlemeler yokmuş
Yoksa Ergenekondan beter
olurduk vallahi
(KKK Örgütünün şifresini
çözene hediyem var)
BEYNİMİZ KAYNIYOR
Antalya dehşetli sıcak
Ne okuyabiliyorum, ne
yazabiliyorum
Sıcak iklimin baydırıcı ve
caydırıcı etkisinden
Hanım birkaç günlüğüne
kurtulacak
Yaylaya, Dinar-Uluköye
gidecek kayınpederlerle
Ben de TRİON Tasarımda
Fransa TÜRK-FEDERASYON
Takvimleri üzerinde
Çalışacağım bir süre Bilge
ile beraber
NE MENFAATİN VAR BU İŞTEN?..
Hiçbir menfaatim yok
Sadece manevî tatmin
Sanki bir şey yapıyorum
duygusu
Bizim için ülkücülük
particilik değil
Bizim için ülkücülük lâf
ebeliği değil
Vatan millet için
samimiyetle çalışmak
Daha akıl baliğ olmamış,
bizim gibi ahmak
Kelaynak nesli tükenmemiş
Kimileri vatan için
apartmanlar diker, köşe
kaparken
Kimileri de düşünüyor,
yazıyor
Boşu boşuna (mı acaba?)
CUMA NAMAZINA GİDEN
KOMÜNİST Mİ OLUR?
Olmaz!..
Olamaz!..
Çünkü komünizmin fikir
babası Karl Marxa göre;
Din halkları uyuşturan
afyondur.
Tanrı insanı değil,
insanlar Tanrıyı
yaratmıştır
Böyle inanan birinin camide,
cumada işi ne?..
Buna rağmen talebelik
yıllarımızda
Onlar komünist, biz
faşisttik
1970li yıllar
O kamplaşma ortamında
etiketlemek, yaftalanmak
kolay,
Düşünmekse zor geliyordu.
Kader bizi 12 Eylül 1980den
sonra
Aynı okulda, ortak görevde
buluşturdu
Topallı Köyü Yukarı Mahalle
İlkokulunda çalıştık
Ben bekârım
Müdür Odasında yatıp
kalkıyorum
Fahri Hoca evli, lojmanda
kalıyor
KASATURANIN ÖNÜ DE
KESİYOR ARDI DA
Asker düdük çalmış
Sağ-sol kavgaları,
cinayetler, saldırılar
durmuş
Siyaset süresiz tatile
girmiş
Partiler, ocaklar, dernekler,
vakıflar, sendikalar
kapatılmış
Çoğu genç, delikanlı, talebe,
öğretmen, dernek başkanı,
sendikacı, yazar
Onbinlerce insan sorgusuz
sualsiz karakollarda,
mahpuslarda, işkencede
12 Eylül gününe kadar yanına
yaklaşılmaya korkulan
Örgütçü gençlik
liderlerinden firarî olanlar
Kaçacak delik arıyorlar
İşte bu ahvâl ve şeraitten
dahi ders almayan;
Bizi vuruşturan güçle bugün
zindanlara tıkan gücün
Aynı olduğunu fark edemeyen
bizler
Yine birbirimize soğuk ve
şüpheli nazarla bakıyoruz..
Fahri hoca beni şikayet
etmiş:
Çocuklara Bucak Ülkü
Ocakları damgalı,
Bozkurt resimli kitaplar
dağıtıyor, okutuyor diye
Bereket muhtar Halk Partili
olmasına rağmen
Şikayete çanak tutmadı
Nihayetinde Anadolu köylüsü
.
Kitaplara şöyle bir bakmış;
Diyanet Çocuk kitapları
Ne var bunda, çocuklar
dinini diyanetini öğrensin
Yalnız bu Türkeşçi mühürünü
karala
Kurt resminin üstünü de
kapat
Dağıtırsan çocuklara öyle
dağıt
Böylece Anadolu köylüsünün,
muhtarın feraseti ile
İş büyümeden kapatıldı
Mesele dallanıp budaklansa,
bir gözaltına alınsak
Salınsak da belki eve sakat
döneceğiz
Belki işimizden,
ekmeğimizden olacağız
Vazifemize dönemeyeceğiz
(Muhtar sağ ise ömrüne
bereket,
Öldüyse mekânı Cennet olsun!..)
Halbuki Fahri hocayla
Cumalara beraber giderdik
Cuma bazen mesai saatlerine
denk gelir,
Yine de yayan yapıldak
Nerdeyse bir saate yakın
yürüyerek
Cumamız eda ederdik
Bazen traktörlere binerdik
Fahri Hoca (Karataş)
Gündoğmuşlu fakir bir köylü
çocuğu
Ben de Bucaklı fakir bir
köylü çocuğuyum
Sınıfsal konumumuz aynı
İkimiz de aynı secdeye baş
koyuyoruz
İkimiz de mesâî saatini
ihlâl ederek, aynı suçu
işliyoruz
Birbirimizi hasım görmek
niye?..
O GÜNLERİ GÖREN BUGÜNLERİ
ARAR
Topallı Antalyanın merkez
köyü
Topallıda elektrik yoktu,
gaz lâmbasıyla aydınlanırdık
Topallıda çeşme yoktu,
suyumuzu kuyudan çekerdik
Topallıda doğru dürüst yol
yoktu, araba yoktu, ulaşım
yoktu
Buna rağmen sabrımız vardı,
inancımız vardı, umudumuz
vardı
Elektrik olmayınca
traktörden indirme aküyle
çalıştırırdık teybi
Kör Hasanın oğlu Hüseyinle
Ozan Arif, Abdülvahap
Kocaman kasetleri dinlerdik
Devir 12 Eylül, Ozan Arif
kaçak.. Ozan Arif yasak!..
NE SEVİNDİM BİR BİLSENİZ!..
Bacımı ziyaretten dönerken
yolda karşılaşıverdik Fahri
Hocagille
Ülkü yenge hiç değişmemiş
Kızı gelin etmişler; İzmire
gitmiş
Oğlan Hasan üniversitede
okuyormuş
Emailini istedim:
Hocam hasenhaben
dedi
Matematik öğretmeni olacak..
Fahri hoca hesap kitap
adamıdır
Aileye Matematikçi yakışır
Emekli olmuş Topallıya,
köye yerleşmiş
Şimdi köyde kalan öğretmen
de kalmamış
Kaç yıl oldu görüşmeyeli?!..
Ömrünüz uzun, nesliniz ve
kazancınız bereketli olsun
Fahri hocam
Bizim için ülkücülük;
hayattan Türkçe ve insanca
ders almak
Bizim için ülkücülük;
adam gibi adam olmak
Mustafa Önden hoca telefon
etti:
Çocuklu arkadaşım, emekli
Matematikçi...
Saat 12..00de
Akbank Şarampol Şubesi
önünde buluşacağız
Bugünlük bu kadar
Velhasıl rutin denmezse
Yazılacak çok şey var
Hayattan çıkarılacak dersler
var
Fakat hava sıcak, zaman
dar!...
Hasan TÜLKAY 18 Haziran 2009
Perşembe-ANTALYA ANTALYA
|