29Ekim
2007
DOLDURUŞA
GELMEYELİM..
Allah-Vatan-Millet-Bayrak
Namus-Milli değerlerimiz-Örfümüz-Kültürümüz
İstiklal-Bağımsızlık-Özgürlük
Devlet-i ebed müddet
Yıllarca bu
kelimeler sanki sadece bizim, ülkücülerin kaygısıydı
Şimdi
sokaklarda çınlayan sesler topyekün bir milli uyanışın
habercisi gibi:
"Hepimiz Türküz,
hepimiz Mehmet!.."
"Şehitler
ölmez, vatan bölünmez!."
"Ne mutlu Türküm
diyene!.."
"Kahrolsun
PKK!.."
Sevgili Ülkücü
Gençler;
Bugünlerde bu
kelimeleri ve sloganları daha çok duyuyoruz. Yerimizde duramıyoruz.
Çünkü yüreğimize kor düşmüş
Şehit
askerlerimizin haberi, iktidar sahiplerinin gaflet ve dalaleti, PKK
yandaşlarının ihaneti, kahpeliği tahammül sınırlarımızı
zorluyor. Başı yaşmaklı, gözü yaşlı,
bağrı taşlı anaların, bacıların
feryatları aklımızı başımızdan alıyor.
Ay-yıldızlı
al bayrağın gölgesinde hainlere lanet yürüyüşü
yapan gençlerimiz
"Hepimiz komandoyuz-Hepimiz Mehmetçik"
pankartıyla sahaya çıkan Bolusporlu futbolcular
Tek tek
isimleri okunan on-üç şehit Mehmetçiğin gök gürlemesi
bir sadayla "Burada" yani içimizde olduğunun ilan
edilmesi
"Bizi de askere alın" diye askerlik şubelerine
akın eden bacılarımız
Böyle daha nice sahneler
gözlerimizi yaşartıyor
Ancak göreceğimiz,
bileceğimiz, bilmemiz gereken acı gerçekler de var:
Vatan için,
bayrak için hep gariban Anadolu çocukları şehit oluyor.
Tuzu kurular cephelerde kan ve kıyameti yaşamıyorlar.
93 Harbi.. Moskof
muharebeleri.. Balkan Harbi.. Çanakkale ve Birinci Cihan Savaşları
Suriye ve Yemen cepheleri.. Kafkasya, Sarıkamış..
İstiklal harbimiz.. 1950 Kore Savaşı.. 1974 Kıbrıs
Barış Harekatı.. 70li yıllar Sağ-Sol
kavgaları
Ve çeyrek asırlık PKK bölücü terör çetesine
karşı yürütülen mücadelede; şehitlerin isimlerine,
resimlerine bakınız:
Hepsi bizim çocuklar!..
Hepsi bizim
evlatlarımız!..
Anadolunun yanık
yüzlü yiğitleri!..
Aliler.. Hasanlar..
Mustafalar.. Mehmetler.. Mehmetçikler!..
Dökülen kan
bizim, verilen can bizim
Hal böyleyken
kendini inancıyla baş başa yaşamak hakkından
bile mahrum hisseden yine bu çocuklar, bu Mehmetler, Hasanlar, Aliler
ve onların aileleri
Yarın bir
savaş çıktığında şehit tabutlarından
yine fukara Anadolu çocukları çıkacak. Bağdat
Caddesinde Mercedesleriyle sürat rekoru deneyerek, Lailalarda,
diskoteklerde çılgınca eğlenerek stres atan, en pahalı
ithal şarapları orospuların göbeğine döküp içen
sonradan görme zengin piçlerine hiçbir şey olmayacak.. Hatta
onlar savaş vurguncusu olacak, karaborsadan trilyonlarını
beşe ona yüze katlayacaklar
Biz Anadolunun
bağrıyanık çocukları cephelerde savaşırken,
kasalarını-keselerini dolduran sermaye sahipleri, hakim güçler
bizimle alay ediyorlar:
"Ne
diyorsunuz kardeşim?!. Vatan sizin, toprak bizim!.. Gidin savaşın!.."
Bu kapitalist para
babaları, parayı ve siyaseti ellerinde tuttukları için;
kendilerini devletin asıl sahipleri, hatta devletin ta kendisi
gibi görüyorlar
"Sizin-bizim"
paylaşımına dikkat çeken Mustafa Aslan ülküdaşımız,
Yeniçağdaki 12 Haziran 2007 tarihli yazısında gerçekleri
ne güzel ifade etmiş:
"Vatan sizin,
toprak bizim!.. Gidin savaşın" diye yıllar önce söylemişlerdi.
Şimdi de:
Bayrak sizin,
devlet bizim!..
Mehmetçik sizin,
ordu bizim!
Maliye sizin, para
bizim!
Şehit sizin,
zafer bizim!
Savaş sizin,
kazanç bizim!
Din sizin, cemaat
bizim!
Hamaset sizin,
kurnazlık bizim!
Seçim sizin,
adaylar bizim!
Sandık sizin,
sistem bizim!
Emek sizin, kazanım
bizim!
Sahne sizin,
senaryo bizim! Diyorlar ve ekliyorlar:
Biz de bizim, siz
de bizim! Diye de son sözlerini söylüyorlar
"
Elbette vatanımıza,
bayrağımıza uzanan hain elleri kıracağız!
Topyekün bir seferberlik halinde Bozkurtların kahredici pençesinden
kokan hainler kadar; vatanı babalarının çiftliği
zannedenler de bizden korksunlar!
Ta Yemen harbinde
söylenmiş yanık bir halk türküsünde denilmiş ki:
"Yemen yolu
çukurdandır
Karavana bakırdandır
Zenginimiz bedel
verir
Askerimiz
fakirdendir"
Bu gerçekleri görelim,
gösterelim ve ilan edelim ki:
Savaşımız
sadece bölücü kahpelere karşı değildir!
Savaşımız
vurguncu düzene de karşıdır!
Kahrolsun PKK!..
Kahrolsun Amerika!..
Kahrolsun sömürgeci
emperyalizm ve yerli işbirlikçileri!
Not: Bu yazıyı
22 Ekim 2007 Pazartesi günü yazmıştım. O günden
sonra da yeni şehitler verdik. Millet galeyan halinde. İlkokul,
lise talebeleri bile sokaklara dökülmüş, beceriksiz ve aciz
AKP hükümetini protesto ediyorlar. Yaşlı genç binlerce
insan meydanlarda şöyle haykırıyor:
"Tayyip oğlunu
askere gönder!.."
Bu bir milli uyanışın
ifadesidir
Ancak üzülerek
şu tespiti de yazmak zorundayım:
Teröre lanet,
şehitlere saygı mitinglerinde, yürüyüşlerde hatta
cenaze merasimlerinde cami cemaatini pek göremiyoruz!..
"Cami cemaati,
müezzin, imam
İmanınız
mı yok, ölü müsünüz?"
Diye soran Şair
haksız mı acaba?..