E-Posta                                                                                            

TÜRKLERİN KÜLTÜR SİTESİ                   

Türk Federasyon ve bağlı tüm dernekler, acı günde tatlı günde tüm yıl boyu Türk vatandaşının yanındadır, Türk Federasyon Goussainville Türk Fransız dostluk derneği, yeni dönem çalışmalarına başlamıştır, her türlü resmi işlerinizde yanınzdadır, TÜRK VE FRANSIZCA DİL KURSUMUZ BAŞLAMIŞTIR, ANPE den gelen yeni katılımcılar için  kayıt almaya devam ediyoruz. Goussainville ve çevresindeki tüm Okullarda türkçe tercümanlık çalışmalarımız devam ediyor
Ocak videolari
Çizgi  Filimler

Veda Hutbesi

Özlü sözler

Basın: Türk Fransız

   

Resim Galerisi

Fransizca dil kursu

TÜRK'ÇE-FRANSIZ'CA SÖZLÜK

 

Şuayip ÇINGI suayip@francoturc95.com Bir Seçimlerin ardından              

Hasan TÜLKAY
Hoca
Yakında aramıza katılıyor...

 

Galip AYATA
Hoca
Şiirlerle, Unutulan sözler


Yusuf  TÜYSÜZ
                   Çanakkale
Tolga TÜRKÖZ
Değerli Gönüldaşlarım
İslam ÇINGI
Hayat ve gençlik

 

TÜRK BÜYÜKLERİ

 

Hasan TÜLKAY

21 Kasım 2007

  

       MİZAHA DAİR

Kitaplarda nakledildiğine göre,Peygamberimiz hayatı boyunca hiç kahkahalarla gülmemiş.Mübarek insan, Allah’ın sevgilisi gülümsemekle iktifa etmiş…O bizim Rehberimiz, Önderimiz…

Peygamberimiz,Hz. Muhammed A.S.ı örnek alacağız.Hayat modelimiz O olacak. Biz O’nu örnek alarak ona benzeyebilir ona yaklaşabiliriz. Fakat O’nun gibi olmamız muhâldir.

Mizah meselesini de bu açıdan değerlendirmeliyiz.

Mizah günümüzde edep ve ahlak ölçülerini çoktan aşmıştır. Hele son zamanlarda iyice işin suyu çıktı. Espriler hep bayağı..Çoğu da belden aşağı…Zevki selim sahibi insanlar o kadar azaldı ki; insanın midesini kaldıran laflara gülüyorlar. Kusulacak yerde göbeklerini hoplata hoplata gülebilen insanlara şaşıyorum. Bazen de kendimden şüpheleniyorum: Herkes güldüğüne göre, herhalde bende bir terslik var…

Her milletin şakası, gülmecesi farklıdır. Mizah anlayışı kültürle alakalıdır. Sene 1992 .. Kızın Ayşe Yüksel Fransız İlkokulu 3.sınıfta (Ecole Primaire CE2) talebe… Fransızcası mükemmel. Özel arabamızla ailecek bir seyahatteyiz. Radyoda bir salon güldürüsü.. Naklen yayın.. Seyircilerin kahkahası yeri göğe katıyor. Bir ara kızıma dönüp dedim ki:

“Yüksel Abla;bak radyodaki oyun herkesi güldürüyor. Haydi annen, ben, kardeşin anlamıyoruz, gülmüyoruz. Peki sen neden neşelenmiyor, gülmüyorsun?..”

Kızımın cevabı hiç aklımdan gitmez. Aynen demişti ki:

“Yahu baba, biz Fransız mıyız ki biz bunlara gülelim.Biz  Türküz. Bu saçma sapan terbiyesiz şeylere nasıl gülelim?”

Kültür farkının ne menem bir şey olduğunu ilkokul 3. sınıftaki çocuğumdan öğreniyordum.

“Biz Türküz !Bunlara nasıl gülelim?!.”

Nükte, zekanın gülümseyişidir aslında.Nükte yapmak ancak zeki insanlara mahsustur. Tanıdığınız nüktedan insanları göz önüne getirin: Hem akıllı, hem de hayat dolu insanlardır.

Demek ki mizahın ruhen dinlendirici bir tarafı da var. Öz güveni gelişmiş, kendinden emin insanlar zaman kendileri ile bile dalga geçerler. Bu hafife alma değil, hafiflemedir. İmanından, inancından, bilgisinden şüphesi olanlar, kendilerini sigaya çeken şakalara bile tahammül edemezler.

Öğretmen okulunda okurken kökeni muhtelif coğrafyalardan arkadaşlarımız vardı. Mesela şimdi Balıkesir’de sosyete dişçisi mertebesinde çalışan Osman KARAGÖZ!.. Dedeleri Üsküp’ten göçmüşler ve Arnavut kökenliler. Sırf Osman’ı kızdırıp eğlenmek için takılırdık:

“Osman,sende biraz Türklük de var galiba!..”

Osman ; “ A be yav ,biz de Türküz!..” diye anlatmaya bir başlar; Balkanlarda hristiyanların Müslümanlara yaptıkları zulümleri, Balkan faciasını , Anadolu’ya göçleri, sözünü kesmez isek en az iki saat anlatırdı. Sözü de yine “ A be yav, gördünüz işte ,biz de Türküz!..” diye bağlardı. O’nun bu safça Türklüğü’nü ispat çabasına için için güler , gizli bir zevk alırdık Osman’ı konuşturmaktan!... (Osman kardeşimiz halen sapasağlam yerinde kaim bir Türk Milliyetçisidir. Her halde bize de hakkını helal etmiştir.)

Osman’a en çok takılan Hakkı ÇAKIR da Artvin’den sürgün gelmişti. Hakkı aslen Rize’nin Çayeli İlçesi’nden özbe öz laz uşağı idi. Osman’la siz mi daha fazla Türksünüz ,biz mi münakaşasını kızıştırır dı. Bölücülük tehlikesi, bölünme korkusu ta o zamanlar yani 1970 lerde bile varmış ki; Rusya’nın ( o zamanki adıyla SSCB’nin) Anadolu’yu beş parçaya ayıracağına dair gizli planlarından bahsediliyordu. Hakkı ÇAKIR; “Korkmayın, Karadeniz emin ellerde.. Şimdiden kendimi Lazistan İmparatoru ilan ediyorum. İlk seferimi de Kırım’a düzenleyeceğim. Moskof keferesinden hesap soracağım!..”

Hakkı Lazistan ordusunun sancağını bile çizmişti: Hilal şeklinde kıvrılmış  üç tane hamsi..Zemin yeşimliydi, kırmızı mıydı şimdi unuttum…

Hepimiz de halis muhlis Ülkücü idik. Ne Arnavut Osman’ın Türklüğünden şüphemiz vardı, ne de lazistan imparatoru olma hayalimiz!...Fakat böyle zaman zaman kendi kendimizle eğlenebiliyor, Üniversitelerde kavganın, silahlı çatışma ve cinayetlerin yükseldiği gergin ortamı yumuşatabiliyorduk. Yoksa devamlı nereden kahpe kurşun gelecek endişesi ve gerilimiyle yaşamak kaçınılmazdı.Zaten cehennem azabı olan hayatımızı iyice yaşanmaz hale getirecektik.

Aklı başında mizahımızdan birkaç küçük misâl:

Üstad Neyzen Tevfik körkütük sarhoş…Gecenin ilerlemiş bir saati evinin önünde beklemekte.. Bir türlü anahtarı deliğine uydurup, kapıyı açıp, evine giremiyor. Mahallenin gece bekçisi yardımına koşmuş:

“Üstadım, efendim; anahtarı lütfedin de ben açıvereyim..”

Neyzen Tevfik bekçiye şefkatle bakmış:

“Evlâdım zahmet etmeyin..Siz sadece kapıyı tutuverin, ben kendim açarım!..”

Bir başka fıkra:

“Osmanlının son zamanları.. Devlet erkânından üç önemli zat Beyoğlu’nda zıkkımlanıyorlar.

Kadı İbrahim Bey; “Bugünlerde çok rüya görüyorum, fakat iyice seçemiyorum” demiş.

Kamalı Ziya Bey:

“Sarhoşluktan olacak mîrim! Fitil gibi yatıyorsun, elbette ki rüyayı da seçemezsin!..” demiş.

Kadı İbrahim Bey, Borazan Tevfik’e sormuş: “Sen ne dersin bu işe?”

Borazan: “Gece yatarken,”  demiş , “ gözlük tak!..”

-“İnsanlar mizah ve şaka yapabilirler.Fakat bazı konular vardır ki onlar aslâ şakaya gelmez. Orada ciddi olmak insanlık borcudur. Bayrakla alay edemezsin. Milli tarihle eğlenemezsin. Kur’an-ı mizah konusu yapamazsın. Aile namusunu hiçe sayamazsın. Bunlar Millî Mukaddesat’tandır.Millî mukaddesi olmayan millet, millet değil hayvan sürüsüdür.” (Atsız. 07.Nisan 1968 Ötüken Dergisi Sayı:52)

Allah yüzünüzden tebessümü eksik etmesin.

Allah hepimize kalbimizle gülebilme olgunluğu versin.

 

 

 

 

 

 

  

 

             Düşünce ve yorumlarınız için bize ulaşın                                                                         

 contact@francoturc.fr  veya  francoturc95@yahoo.fr               

                                               


   DİLİNE SAHİP ÇIK 

Dernekler

 ÖNEMLİ ADRESLER

ÖNEMLİ LİNKLER

TÜRK-FRANSIZ SİYASİ PARTİLERİ

Ermeni Meselesi

Ermeni Sorunu.gen.tr

Mersin Universitesi

T.C. Milli Eğitim Bakanlığı

       ÇİLE                            N.Fazıl KISAKÜREK

         TÜRK KIZI  

 

  Temel Fikralari

 
 

TBMM TV YAYINI

Türkiye ve dünya Radyo-Televizyonları

Bir Türk Ninesinden Ninni Ziyafeti