E-Posta                                                                                                 TÜRKLERİN KÜLTÜR SİTESİ  

Türk Federasyon ve bağlı tüm dernekler, acı günde tatlı günde tüm yıl boyu Türk vatandaşının yanındadır, Türk Federasyon Goussainville Türk Fransız dostluk derneği, yeni dönem çalışmalarına başlamıştır, her türlü resmi işlerinizde yanınzdadır, TÜRK VE FRANSIZCA DİL KURSUMUZ BAŞLAMIŞTIR, ANPE den gelen yeni katılımcılar için  kayıt almaya devam ediyoruz. Goussainville ve çevresindeki tüm Okullarda türkçe tercümanlık çalışmalarımız devam ediyor
Ocak videolari
Çizgi  Filimler

Veda Hutbesi

Özlü sözler

Basın: Türk Fransız

   

 
Resim Galerisi
Fransizca dil kursu
Türkçe Fransızca sözlük

 

OĞUZ KAĞAN'IN DUASI
 

 

 

 

 

 


 Hasan TÜLKAY

 

OZAN NİHAT SÖYLEMİŞTİ

        Hikayelerini dinleyince, aynen böyle dedim…Adamlar ta Paris’ten gelmişler, uçakla… Finike’de üyesi oldukları bir inşaat kooperatifinin genel kurulu ve kur’a çekimi için… Nasıl oluyorsa, oluyor işte; kooperatifin merkezi Kırıkkale’de, inşaatları Eskişehir’de, Antalya’da… Ispartalı, Kayserili, Konyalı.. Ali, Hacı Ali, Abdurrahman, Mevlüt, Selçuk… Fransız vatandaşı bile olsalar, isimleri de, resimleri de bizden… Yüzlerinden Anadolu okunuyor. Gurbette, Avrupa’da kalsalar da; özünde bu toprağın çocuklarını, yüzünden tanırsınız… Lafı uzatmayalım; beni, Konyalı ülküdaşlarımızdan ve Fransa Türk-Federasyon Clichy Sous Bois (Paris) teşkilatımızın yönetim kurulu üyelerinden Hacı Ali ALIǒın cep telefonu ile buldular. Akşamın ilerlemiş bir saatinde, bir kokoreçcide buluştuk, dertleştik…

        “Bu kooperatif belasından nasıl kurtuluruz hocam?.. İnşaat iki sene önce bitecekti, bitmedi… Bina maliyetleri bize başta söylenenin iki misline çıktı… Halen aidat yatırıyoruz. Şimdi de üye başına yedi milyar tapu masrafı istiyorlar. Halbuki kooperatifin fazladan iki dükkanı, bir de dairesi var?.. Kat farkı tespitlerine itiraz edebilir miyiz? Kat farkı parasını kime ödeyeceğiz?.. Biz bu gidişe nasıl dur diyeceğiz?..”

        Baştan şunu anlatmaya çalıştım:

        “Kelin merhemi olsa, kendi başına sürer. Ben de kooperatif mağduruyum. Hem de kurucuları arasında bulunup da, sonradan kendi isteğimle yönetimden ayrıldığım bir kooperatifin…”

        Kooperatifçilik nedir? “Küçük sermayelerin birleşerek, büyük işler başarmak için birleşmesi, örgütlenmesi… Kooperatifler marifetiyle pek çok insan ev sahibi oldu. Birçok dar gelirli, “garip-guraba” başını sokacak bir yuva buldu. Fakat niceleri de kooperatif yüzünden mağdur oldu. Aldatılan, dolandırılan, soyulan, kazıklananların sayısı, ihtimâl ki makul fiyatlarla ev sahibi olanlardan fazladır.

        Bu neden böyledir? Çünkü kooperatifçilik de, yap-satçılık gibi özel bir tatlı kazanç kapısı olmuştur. Para hırsımız en masum işleri bile, zamanla bir rant kapısına dönüştürüyor. Kooperatif yöneticileri huzur hakkı alırlar, bedava daire sahibi olurlar; bu bile yetmez… Uçak seyahatleriyle iş takibi, lüks restaurantlarda “iş görüşmeleri” İşret, rüşvet, her türlü rezalet; faturası üyelere çıkar. İnşaat maliyetiyle ilgili şişirme faturalar, arsa alımında bedelin yüksek gösterilmesi… Yapılan her şey kâğıt üzerinde kitabına uygundur. Kanuna uymak ya da uydurmak kadar, keşke vicdanımıza da uysak bu işleri yaparken…

        “Yaylada karısı olanın, sahilde darısı olmaz” denmiştir. Takip ve kontrol edemeyeceğin işe girişmeyeceksin… Fakat bizimkiler Avrupalı ya; kendilerini uyanık görüyorlar. 20-30 Bin Ero’ya iki senede, hem de Antalya’da daire sahibi olacak; 50 bin Ero’ya da satacaklar… Hem tasarruf edecekler, hem de tatlı kâr… Yüzlerine demedim, diyemedim amma; Türkiye’de sizden uyanıklar var…

        Bizim Türkiye’de Almancı, Avrupa’da yabancı Fransalı Türk kardaşlarımız; şükür etsinler ki; uyanıklık onlara yine de pek zarar vermemiş. Hiç değilse kur’a çekimi yapılacak kadar, işin sonuna gelmişler. Kooperatiflerinin adı belli, yeri belli, yöneticileri belli… her şeyleri ortada… Ya aldı-kaçtı olsalar, piyasadan kaybolsalar; ne yapacaklardı?..

        Artık her şeyin menfaatle ölçülüp biçilip değerlendirildiği, menfaatsiz iş yapılmadığı bir devirdeyiz. Kooperatif yöneticilerinin, müdürlerinin; kâğıt üzerinde üyelerden pek farkı gözükmese de; en insaflı yöneticiler dışından bir daireye fit olanlardır. Amma gözleri doymayıp, senelerce kooperatifçilik saltanatı sürenler de vardır. Neticede kooperatiflerde iki sınıf insan teşekkül etmiştir:

        *Kooperatifzâdeler: Kooperatif ağaları… Kimi müdür, kimi başkan, kimi yönetim kurulu üyesi, kimi de hem müteahhit hem yönetici…

        *Kooperatifzedeler: Depremzede, felâketzede gibi mağdur ve mazlum kooperatif üyeleri… Çoğu savaştan çıkmış gibi yorgundur. İçlerinde saf Allahlıklar olduğu kadar, aslında onlar da küçük hesapların kurbanı olanlar… Bir zamanlar banka faizinin, hatta enflasyonun üstünde “helalinden, faizsiz tatlı kâr payı” dağıtan kombasana, tambasana, timpaşa, tampaşa; paşa paşa yılların tasarrufunu yatıranlar; yetmedi, bankadan kredi çekip de kayıtsız küreksiz “yeşil sermaye” hareketine aktaranlar; kendileri pek mi masum?..

        Velhasıl; umut ve hayâl tacirleri her devirde vardı, Özal’dan sonra çoğaldı. Güzel işler de oldu, olmadı değil… Fakat içimizdeki şeytanî ve nefsanî meyil, her işimize karışıyor sonunda… Keşke önceden haberim olsaydı; onlara Ozan Nihat abinin tam yirmi sene evvel söylediği “KOOPERATİF KURDUM” destanını okur, uyarırdım: Boş hayaller kurmayın… Bilmediğiniz işe girmeyin!.. derdim..

 

Düşündüm taşındım, zaman uygun,

Kooperatif kurdum, üye arıyom.

Çağdaş bir ticaret, modern bir soygun,

Kooperatif kurdum, üye arıyom.

 

Talipliler canlarını üzmesin,

İmza atan anlaşmayı bozmasın,

Ehl-i namus meslektaşlar kızmasın,

Kooperatif kurdum, üye arıyom.

 

Doğruları tenzih ederim baştan,

Yarası olanlar gocunsun taştan,

Çokları köşeyi döndü bu işten,

Kooperatif kurdum, üye arıyom.

 

Boynumda kravat, elimde çanta,

Üç beş kodamana gizli avanta,

Müşteri bulana biraz iskonta,

Kooperatif kurdum, üye arıyom.

 

Severim cüzdanı kaşınan kulu,

Ortalıkta yolunacak kaz dolu,

Birkaç yılda zengin olmanın yolu,

Kooperatif kurdum, üye arıyom.

 

Yetkiliye pay ayırır salarım,

Çaldığımı resmi yoldan çalarım,

Tüyünüzü acıtmadan yolarım,

Kooperatif kurdum, üye arıyom.

 

Merak eden varsa, elimde tüzük,

Para cebinizde durmasın, yazık,

Onbeş ana masraf, otuz da kazık,

Kooperatif kurdum, üye arıyom.

 

Yetmiş seksen kişi buldum mu yeter,

Hele almancılar, gözümde tüter,

On tane kandırsam, işim tez biter,

Kooperatif kurdum, üye arıyom.

 

Çünkü almancılar soru sormazlar,

Çalınanı, çırpılanı görmezler,

İşin üzerine fazla durmazlar,

Kooperatif kurdum, üye arıyom.

 

İster hacı olsun, isterse molla,

Cıscılbak kendini denize salla,

Herkese ucuz ev, yazlık bir villa,

Kooperatif kurdum, üye arıyom.

 

Yer, sahile uzak sanmayın sakın,

Arada üç dağ var, denize yakın,

Broşür bastırdım seyredin bakın,

Kooperatif kurdum, üye arıyom.

 

Bir senede arsaları satarım,

Beş yıl sonra temelleri atarım,

On sene de üzerine yatarım,

Kooperatif kurdum, üye arıyom.

 

Yirminci yıl durumlara bakarım,

Ölçer, biçer kazıkları çakarım,

Göstermelik beş on direk dikerim,

Kooperatif kurdum, üye arıyom.

 

İş garanti, çünkü parayı bastım,

Görevli memurun sesini kıstım,

Dört milletvekili üç bakan dostum,

Kooperatif kurdum, üye arıyom.

 

Kim yolunur sıkışırsa köşeye,

Derdini anlatsın Marko Paşa'ya,

Koş vatandaş, ortak ol bu neşeye,

Kooperatif kurdum, üye arıyom.

 

Şartları söyledi OZAN NİHAT'ım,

Kısadan köşeye dönmek muradım,

Kuyruk acısından gelir feryadım,

Kooperatif kurdum, üye arıyom.

Münih 26 Ekim 1989 ( Kaynak: http://www.ozannihat.com )

 

Son olarak şunu da belirteyim ki; yazdıklarım bahsi geçen kooperatifi de, misafirlerimizi de ilzam etmez. Bunlar Türkiyemizin acı gerçekleri… Bazen Türk’ün Türk’e ettiğini gâvur etmiyor… Şöyle bir kendimizi, ahlâkımızı gözden geçirelim diye, içimden geçenleri yazdım. Her şeye rağmen Türklüğünden, Müslümanlığından feragat etmeyen, halen Anadoluya, ata yurduna yatırım yapmayı düşünen Avrupalı kardeşlerimizi muhabbetle selamlıyorum. Kör olası el darlığı yüzünden onları hava alanında karşılayamadım, ağırlayamadım, rehberlik edemedim. Hiç değilse kokoreçcideki ikramın hesabı bana münasipti.

        Sofrada gönlümüzü de paylaştığımız, gözlerine bakınca içimin ısındığı dost yürekli gençler!.. Size “Allah işinizi rast getirsin!..” demekten başka söyleyecek sözüm yok, mahçubum… “Bir kuru selamın bile hakkı hukuku var”mış.

        Hakkınızı helâl edin!..

 

Hasan TÜLKAY

3 Ekim 2009 Cumartesi-ANTALYA

 

 

 
 

 

 

                      Ana sayfaya dön