|
Hatuna olayı olduğu gibi naklettim
Zannettim ki, aynen böyle diyecek:
Tüh Allah belanı versin adam!..
Hayret; hiçbir şey demedi
Şaşırmadı
Kızmadı
Hayret etmedi
Aksülâmel hissetmediğim için, ne düşündüğünü de bilemedim
Demek ki, demokratik açılım kültürü yavaş yavaş bizim de genimize işlemiş
Mukaddesatımız adına, inancımız adına tepki göstermiyoruz
Fikrimizin ve imanımızın öfkesi sönmüş
Sayın Başbakanın dediği gibi:
Hazmede hazmede, hazmettire hazmettire hepimizi demokrat yaptılar
Artık Avrupalı gibi düşünüyor, Avrupalı gibi yaşıyoruz
Daha doğrusu tahammül sınırlarımız genişledi
Dinine, devletine küfredecekler; tahammül, hoşgörü
İmanın, inancın, bayrağın, kitabın horlanacak: tahammül, hoşgörü
Dün her türlü kötülüğün kaynağı Batı Klüp, bugün nerdeyse Kabemiz oldu
Çağdaşlaşma
Özgürlük
İnsan hakları
Demokratik hoşgörü
Bu çağın putları adına, bizi biz yapan değerlerimiz çiğnenir, hakarete uğrarken, sesimizi çıkarmaya korkuyoruz
*****
Lafı uzattım, esas mevzuya giremedim
Daha sabah, saat 9 buçuk gibi filan
Hastaneden geliyorum
Otobüsten indim; ana yoldan ara yola çıkarken, nerdeyse yoldan çıkacaktım
İstanbul plakalı lüks bir araba
Tam ben geçerken kıçın kıçın hareket etti
Hafifçe vurdu ve durdu
Herhangi bir acı, zayiat yok
Geçip gidecektim
Baktım direksiyonda sarışın bir afet
Saçları, dudakları boya da olsa yakışmış
Memeler tombul tombul
Plakası İstanbul
Selam verir gibi el kaldırdı
Dudak okumasından Özür dilerim dediğini anladım
Bir anlık duraklamamı görünce, camı açtı:
Sana servis yapayım mı Canişkom?!..
Tepemden bir kazan kaynar su döküldü
Fransada, Lyonda başımızdan geçen bir olayı hatırladım şimşek gibi:
Yıl 1992.. Bir bahar akşamı
Arabayla bir grup öğretmen arkadaş gidiyoruz
Yolumuzu şaşırdık
Işıkta bekleyen dalyan gibi bayana yaklaştık:
Bonsuvar Matmazel!.. (İyi akşamlar bayan)
Bonsuvar Mesyö!.. (İyi akşamlar baylar)
Aman Allahım, odun gibi bir ses!...
Daha sorumuzu sormadan Kayserili Yücel Özkan arkadaşımız kahkahayı patlattı:
Vay be!.. Taşşaklı kadınmış kardaş!..
Madam, Givors yoluna nasıl çıkarız?..
Cevabımızı aldık, yola devam
Kaymakam sultanlardan Ruşen Gülmez arkadaşımıza gidiyoruz
Fakat halen Yücel hocanın o şeddeli söyleyişi kulağımda
Kulakları çınlasın..
Hatırladıkça gülerim
İyi de orası Fransa
Demokrasinin beşiği
İnsan haklarının kalesi!..
İster puşt ol, ister ibne, ister dönme
Kime ne?..
İsterse travesti, isterse lez
Kimseyi alâkadar etmez!..
Hür doğmuş hür yaşayan özgür hayvanlar (Pardon özgür insanlar)
Ya bize ne oluyor?..
Şimdi ben neye yanayım, neye kızayım?..
Açıkçası benden böyle bir sapkın cinsel zaaf ümit edilmesine mi?...
Şişkoluğumu hatırlattığı için Canişkom hitabına mı?..
Artık kentlerde mahalle aralarına kadar girmiş bu rezaletlere mi?..
Canişkomun ağzının üstüne iki tane atmadım
(Sıkıysa at...)
Canişkomla gitmedim
Uzun hikaye etmedim
Bugün mübarek Cuma
Yarabbi!.. Hikmetinden sual olunmaz. deyip geçiyoruz amma
Her şey, hayır ve şer Senin takdir ve hükmün altında olduğuna göre
Bu hilkat garibelerini neden yarattın?...
Çetin bir insanlık ve Müslümanlık imtihanından geçirmek için mi bizi?..
Hatun demedi amma, ben diyorum:
Tüh Allah belanı versin adam!..
Doğrusu kime dediğimi ben de tam bilmiyorum:
Öyle ortaya, cemiyete mi?..
Kendime mi?..
Yoksa Canişkoma mı?..
Cumanız mübarek olsun efendim!..
Hasan TÜLKAY 2 Ekim 2009 Cuma-ANTALYA
|