28 Eylül 2007
ÜLKÜCÜLÜK KENDİNİ
BİLMEKTİR-2-
Bizi, kendimizi aşan
bir gayeye bağladığı ölçüde maddî refahın
kıymeti var..
Bizi kendimizden kopardığı,
uzaklaştırdığı zaman maddî terakki değerini
kaybediyor.
Pariste, Clichy Sous Bois-Gagny
Ülkü Ocağında
tanıdığım genç arkadaşlardan Kayserili
Ali BOZKUŞ şöyle bir lâf etmişti:
"Hocam, bizim köyde, Çiftlikte,
cebinde yüz lirası
olan kendini Allah zannetmeye başlıyor. Niye böyle ki
bu insanlar?
Alinin doğru
dürüst tahsili yok. Dinî bilgisi de şöyle böyle idare
edecek kadar.. Fakat Ali hayat mektebini iyi okuyor. Gerçeklere
gözü kapalı
değil. İçi-dışı bir olduğu için de
gördüklerini, düşündüklerini dobra dobra söylüyor.
Kendini bilmeyen insan işte
böyle olur: Paranın gücüyle kendini Tanrı gibi
hissetmeye başlar. Sapıtır ve sapıttığının
farkına da varamaz.
Kendini bilmek, basit iki kelime
gibi geliyor insana ilk anda.. Fakat öyle değil..
Kendini bilmek; bir bakıma
insan olduğunun farkına varmak
Önce kendimizi diğer
canlılardan ayıran temel farklılıkları düşünmemiz
lâzım.
Daha sonra hemcinslerimiz arasındaki
farklarımız neler?.. Dilimiz, dinimiz, tarihimiz, dünyaya
bakışımız, şiirimiz, türkümüz, şarkımız,
yemeklerimiz, sofra adabımız, damak zevkimiz, düğünlerimiz,
cenaze merasimlerimiz, bayramlarımız, eğlencelerimiz,
ağlamamız, gülmemiz, mizah anlayışımız,
ikramlarımız, gelecek tasavvurumuz
Velhasıl kısaca;
kültürel kimliğimiz üzerinde düşünmek zorundayız.
Ne olmadığını
bilirsen eğer, ne olduğunu fark edersin.
Derinliğine
kendi varlığımız, kimliğimiz üzerinde düşünmek;
aslında başkalarını da daha iyi anlamaktır.
Kendi kimliğini
seven, sayan, kendine saygısı olan insan; başkalarına
da saygı duyar. Bu bakımdan, millî kimliğini
hissetmek anlamında milliyetçilik; insanlar ve toplumlar
arasında kavga değil, barış sebebidir.Çünkü
nereye giderseniz gidin; her yerde şahsiyete hürmet görürsünüz.
Ne idüğü belirsiz, aşağılık kompleksi içinde
kıvranan ve rakibine hoş görünmek için kendini hor görenler
acınacak zavallı tiplerdir. Kendi milleti aleyhine
kullanılmaya müsait bu ezik-bozuk-siliklere dikkat etmek lâzım.
Ülkücülüğü
sadece bir siyasi misyona taraftarlık gibi anladık ve
anlattık. Halbuki ülkücülük çağımızın
en önemli meselesi olan kimlik konusunda kesin çözüme varmak,
rahatlamak, huzur duymaktır. Kendini tanıyan kendine güvenir.
Kendini tanımak, kendine güvenmek mutluluğa atılan
ilk adımdır.
Kendini bilmek bilgelerin,
peygamberlerin nasihatıdır.
Bakınız büyük gönül adamı, Allah âşığı
Yunus Emremiz yedi asır evvelinden nasıl seslenmiş:
"İlim
ilim bilmektir
İlim kendin bilmektir.
Sen kendini bilmezsen
Ol nice okumaktır
Hayatına,
eserlerine ve çilesine bakarak; kimilerinin Kuranda ismi
zikredilmeyen peygamberlerden birisi olarak kabul ettiği
Sokrates de insanları Kendini Bilmeye çağırıyordu.
Peygamber Efendimiz Hazreti
Muhammed (A.S.) buyurdu ki:
"Kendini bilen Rabbini bilir!"
Rabbini bilen de kendini bilir!..
İşte gerçek ülkücülük
de kendini bilmek, kendini bulmak ve hayatını kimliğine
uygun tanzim etmekle başlar.
Rabbim mübarek oruç ayı
hürmetine bize bizi bilmeyi, Türkçe ve İslâmca duymayı,
düşünmeyi, yaşamayı nasip etsin!
Kimlik ve kendini bilmek üzerine düşünmeye
devam edeceğiz.
Devam edecek