Ana sayfa


VELİ KALLİ

veli.kalli@mynet.com

Gurbet ve gençlerimiz

Davos krizi bir senaryomu

      Uyutulduk

      AKP dosyasi

      Ilımlı İslam
 Uzaktan kumanda
Vatan Sevgisi
Hedeftekiler
Uyanalım
Gurbet
    

GURBETTE VATAN SEVGİSİ - Veli Kalli

Veli Kalli

 

                                               

Gurbet ve gençlerimiz

 

Gelecekte hatalarımıza ALLAH’ı (C.C.) ortak koşmamak için (yani şirke girmemek için) kendimizi, dinen, ilmen ve kültürel olarak yetiştirmek ve geleceğe hazırlamak zorundayız. Başkalarının iradeleriyle değil, kendi iradelerimizle tavırlarımızı, gözlemlerimizi ve düşüncelerimizi belirlemek, bizi başkalarına köle olmaktan kurtaracak ve doğru kararlar alıp vermemize sebep olacaktır.
Kendimizi yetiştirmek, geliştirmek ve saygın hale getirmek eğitimle ve ilim sahibi olmakla kazanılır.
Babasından kalan zenginliği çar çur eden bir insan sonunda yokluğa ve fakirliğe düşer... Toplum içinde itibarını kaybeder. Aklını, zamanını, gençliğini ve imkânlarını iyi kullanmayanlar da sefalete, ezilmeye ve aşağılanmaya zemin hazırlamış olurlar.

Teknoloji sürat çağını hazırlamıştır. Mikroplar da, virüsler de, kültür ve yozlaştırma hareketleri de dünya üzerinde hızla yayılmaktadır. Emperyalist ülkeler tarafından insanlar ve ülkeler üzerinde çeşitli oyunlar oynanmaktadır. Onlar gerektiği zaman bir bir filmin izleyicileri olarak, gerektiği zaman da bizi savaşların hedefine koymaktadırlar. Avrupa’da bizi bilgisiz bırakarak  bir taraftan pazarcı esnafı olarak hazırlayan, gerektiği zaman da sigara tiryakisi ve alkol ya da uyuşturucu bağımlısı olarak kurgulayan sistemi sorgulamayacak hale getiriliyoruz! Yani kendi kendini kontrol edemeyen, bilgisiz, cahil insanlar bu sistem tarafından evrilip çevrilerek istedikleri şekillerde kullanılmaktadırlar.

Bu sebeplerle nerede olursak olalım,  okumak, yani tahsil yapmak, yükselmek, diploma sahibi olmak veya kariyer sahibi olmak herbirimizin hedefi olmalıdır.
Gençliğimizi, zamanımızı, anne ve babalarımızı kaybetmeden önce, bizi sorumluluğa hazırlayacak, bilgiye, düşünceye, diplomaya sahip olmak zorundayız.
1)  İnsan olarak görevlerimiz :  Düşünmek, kendimize ve başkalarına değer vermek, iyiyi kötüden, faydalıyı zararlıdan, dostu düşmandan ayırmak gibi görevlerimizin olduğunu bilmeliyiz. Emperyalist ülkelerin psikolojik harp metodlarıyla istedikleri ülkeye ve insan beyinlerine rahatça girdiklerini idrak ederek kendimizi(stratejik, siyasal, kültürel) bilgiyle, (islami, tarihi, sosyolojik ve psikolojik) ilimle donatmalıyız.
2) Türk olarak görevlerimiz : Tarihi bağlarımızı öğrenerek, (değerlerimizi bilerek ve tanıyarak) kendimizi kontrol ederek, sigara ve içki gibi kötü alışkanlıklar edinmeden, inancımızdan taviz vermeden milli duruş sergilememiz gerekmektedir.
3)  Müslüman olarak görevlerimiz : ALLAH (C.C.) ile aramızda hiç bir aracı kabul etmeden, sevgili Peygamberimizi (S.A.) ve tüm peygamberlerimizi
tanıyarak, o’cu bu’cu olmadan dinimizi yaşamak mecburiyetindeyiz.
Bunlara bağlı olarak, öz olarak : «Türklük gurur ve şuuru, İslam ahlâk ve fazileti» kuralıyla varlığımızı hissettirmeliyiz.
Cahil kalmak yönetilmek demektir. Bilgili olanlar, hayat tecrübelerine sahip olanlar, diplomalılar ve meslek sahipleri, zengin ve güçlü olanlar kolay kolay köleleştirilemezler... Bu özellikteki kişiler yöneticilik hassasiyetleri ve özellikleriyle toplumlar içerisinde söz sahibi olurlar.

Biz hatalardan, tehlikelerden, yanlış kararlardan, hastalıklardan, işsizlikten ve korkulardan bilgi sayesinde kurtulabiliriz. Kazandığımız beceriler, bilgiler, meslek ve kariyerlerle saygınlığımız artacak, başarılarımız ise gelişecektir.
Kendileriyle konuştuğum gençlerin büyük bir çoğunluğundan «İstanbul’u kim, ne zaman fethetti?» soruma aldığım cevap oldukça düşündürücü idi... (Çağ kapatılıp çağ açılan bir tarih olan) 29 Mayıs 1453’de Fatih Sultan Mehmet tarafından fethedildi demesi gereken gençler, 1881’de doğan ve 1938’de hayata gözlerini kapayan Mustafa Kemal Atatatürk’ün İstanbul’u fethettiğini söylediler. Bu cevap karşısında gençlerimizi değil, birilerini suçlamamız gerektiğini düşündüm.

Anne ve babalarımızı gurbette kendi başlarına ilgisiz bırakan bir devletle bazı haklarımızın budandığını veya gurbetçiye başka gözlerle bakıldığını biliyoruz.

Anayasamızın Yabancı ülkelerde çalışan Türk vatandaşları için ortaya konulan hükmünün (MADDE 62) uygulanıp uygulanmadığına bakın :
MADDE 62. – Devlet, yabancı ülkelerde çalışan Türk vatandaşlarının aile birliğinin, çocuklarının eğitiminin, kültürel ihtiyaçlarının ve sosyal güvenliklerinin sağlanması, anavatanla bağlarının korunması ve yurda dönüşlerinde yardımcı olunması için gereken tedbirleri alır.
Biliyoruz ki ne büyükelçilerimiz ne de konsoloslarımız sizi ne arıyorlar ne de soruyorlar?! Sizin varlığınız veya yokluğunuz onlar tarafından hiç bilinmiyor...
Sevgili gençler bu hükmün veya benzer hükümlerin uygulanması, ya da size değer verilmesi sizin elinizde! Okuyun, bir meslek sahibi olun, kendinizi savunun, Anayasa hükmünü uygulamayanlardan ve çiğneyenlerden de hesap sorun!

Paris, 08.05.2009