Hedeftekiler


 

YOZLAŞMA VEYA YOZLAŞTIRMA

 

ETKİNLİKLERİN HIRİSTİYANLAŞTIRILMASI

Yılbaşı etkinliklerini devlet televizyonları dahil bütün televizyonlar « Noel Baba » süslemeleriyle kutladılar. Yani Fransız televizyonlarındaki görüntülerle bizim televizyonlardaki görüntüler hemen hemen aynı idi. Hatta soyunma bakımından bizim kızlarımız batılı kızlardan daha fazla soyundular... Ahlakın korunması, kendi kültürümüzü yansıtma gayretleri adeta rafa kaldırılmış durumda... Yozlaşmalara ve kültür bozulmalarının yaygınlaşmasına karşı yetkililerden en ufacık bir hassasiyet dahi göremiyoruz.

Halbuki biz millet olarak tarihiyle, kültürüyle Türk ve Müslüman olma özelliğimizi koruyarak yılbaşı kutlamaları yapmamız gerekirken aksine batı kültürüne ağırlık vermemiz ve bunu her yıl koyulaştırarak, derinleştirmemizi ve geleceğe taşımamızı ben « oldukça endişe verici sorumsuzluklar olarak » görüyorum. Fransızların geçmişte olduğu gibi kendi kültürleri olan hıristiyan ve batı kültürüne uygun kutlamalar yapmaları ise Batı ülkelerinde yozlaşmalara fırsat verilmediğinin bir göstergesi olarak kabul edilmelidir.

ÖZÜMÜZE YÖNELİK YOZLAŞTIRMA HAREKETLERİ

TRT İNT'in 15.11.2005 tarihindeki proğramında geçen konular dikkatimi çekti. Saz ve klarnet üzerine konservatuvarlara girmek isteyen gençlerimize imtihanda ingilizce bilip bilmedikleri sorulmuş... Bilmeyenler imtihan dışında bırakılmışlar.
Milli çalgımız olan saz ile ingilizce bilmenin ilişkisini ben bir türlü anlayamadım.

Yine TRT'den bahsedeceğim. Sağolsunlar onların sayesinde çok güzel belgeseller izliyoruz. Ama gel gelelim bunlar Yunan Müziğiyle sunuluyor. Yani Türk tarihinin ve kültürünün Yunan Müziğiyle Türk milletine sunulmasıyla hangi amaca hizmet edildiğini ben bir türlü anlayamadım? Bunu bana kim izah edecek?

« İnsanlarımızın kendi ulusumuzun değerlerine yönlendirilmeleri yerine yozlaştırmaya götüren bu tür uygulamalar ilk anda anlaşılamayacak bir çarpıklığı da gözler önüne seriyor. »
Adeta batılılaşmanın yolunun kendi ülkesine farklı bakıştan geçtiğini zannedenler var. Türk olduklarından utananlarla Türkiye'de doğdukları halde Türkiye düşmanlığı yapanlara gösterilen Batılıların ilgisinden de ülkemize karşı içten bir psikolojik savaşın başlatıldığını görüyoruz. Bize karşı kullanılan maşaları yüceltme ve bunlardan kazanç elde etme gayretlerinde bulunan medyamızın da faaliyetleri gözlerimizden kaçmıyor.
İsveç'de bayan bir gazeteciyi konuşturmuşlar, ben kendi kendimden Türk olduğum için utanıyorum, diyor. Bu ifadenin kaynağını bana açıklayabilir misiniz ?

DİLİMİZE YÖNELİK YOZLAŞTIRMA HAREKETLERİ

Diğer hassas alanlarda olduğu gibi dilimizin de devletin en üst kademelerine kadar yaygınlaşan uygulamalarla tahrip alanında bulunduğunu görüyoruz.

Fransa'da « Fransız dilini koruma kanunu var», Amerika'da «İngilizce'yi koruma kanunu var...» Biz ise dükkanlarımızın isimlerinden, çocuklarımızın isimlerine kadar bize layık olmayan kendi kültürümüzden kopuk isim yozlaşmalarının içerisindeyiz. En ufacık bir denetleme yok. Herkes halinden memnun. Olan Türk kültürüne ve Türk diline oluyor.
Önümüze gelen bir çok kişi televizyonlarda «teşekkür ediyorum» deme yerine «mersi» diyor. Ben şahsen bunlardan rahatsızlık duyuyorum.

TV8'de 26.12.2005 tarihinde ana haberlerin sunumunda « Yarın ara verildi...» denildi. Bilindiği gibi yarın bulunduğumuz an için gelecek zamanı ifade etmektedir. «di» li geçmiş zaman gelecek için kullanılamaz. Bu sebeple bahsi geçen ifade : «Yarın ara verilecek...» şeklinde olması gerekirken «Yarın ara verildi...» denildi. Anlaşılıyor ki konuşma metinleri gerektiği şekilde televizyonlarımızda denetlenmiyor. Böylece konuşma dilimizi yakından etkileyici yayın organları insanlarımıza kötü örnek olmaya devam ediyorlar.

Dikkatimi çeken bir husus da yarışma gibi bazı proğramların televizyonlarımızda kılise çanlarından oluşan müziklerle sunulması. Eh ne diyelim Müslüman mahallesinde demek ki salyangoz satanlar müşteri bulabiliyorlar ki bu şekilde uygulamalarla karşılaşıyoruz.

Kanal 7 Televizyonunda 02.01.2006 ana haberde konuşan Dr. Murat Soysal : «kuş gribinin Rezervoarı kuşlar» ve «antiviral
ilaçlar» «antigripal ilaçlar» gibi ifadeler kullandı.
Halkımızın kaçta kaçı ifade edilen bu yabancı kelimeleri anlıyor, bu hiç düşünülüyor mu?
Bu tür konuşmalar aşağılık kompleksinden mi kaynaklanıyor? Yoksa kendilerini kabul ettirmek için bir yol olarak mı görülüyor?

KIBRIS'A BİR BAKIŞ

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde araçların dümenleri İngiltere'de olduğu gibi hep sağda... İç içe olduğumuz, hatta «yavru vatan» diye isimlendirdiğimiz Kıbrıs'ta bir İngiliz ağırlığını görebiliyoruz ama araçların dümenlerini sola çevirecek bir Türk ağırlığını ne yazık ki göremiyoruz. Bir ALLAH'ın kulu çıkıp ta bu çarpıklık neyin nesidir diye bu konuyu ele almadı ?

Bütün bunlar bizim özümüze dönmemiz için önemli adımlar atmamızın gerekliliğini gösteriyor.
Yozlaşmaların diğer yozlaşmaları da beraberinde getireceğini unutmayalım.
İnşallah zaman zaman bu tür konuları dile getirmeye çalışacağım.
Hepiniz saygıyla selamlıyorum.

Veli Kalli ° Tremblay en France - 03.01.2006